Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

Yirmi Yedinci Söz

İçtihad Risalesi

Beş altı sene mukaddem, Arabî bir risalede içtihada dair yazdığım bir mesele, iki kardeşimin arzularıyla, o meseleye dair haddinden tecavüz edenin haddini bildirmek için, şu Söz, o mesele-i içtihadiyeye dair yazıldı.

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

وَلَوْ رَدُّوهُ اِلَى الرَّسُولِ وَاِلٰۤى اُولِى اْلاَمْرِ مِنْهُمْ لَعَلِمَهُ الَّذِينَ يَسْتَنْبِطُونَهُ مِنْهُمْ 1

İÇTİHAD kapısı açıktır. Fakat şu zamanda oraya girmeye Altı Mâni vardır.

BİRİNCİSİ

Nasıl ki kışta, fırtınaların şiddetli olduğu bir vakitte, dar delikler dahi seddedilir; yeni kapıları açmak, hiçbir cihetle kâr-ı akıl değil. Hem nasıl ki büyük bir selin hücumunda, tamir için duvarlarda delikler açmak, gark olmaya vesiledir. Öyle de, şu münkerat zamanında ve âdât-ı ecânibin istilâsı ânında ve bid’aların kesreti vaktinde ve dalâletin tahribatı hengâmında, içtihad namıyla, kasr-ı İslâmiyetten yeni kapılar açıp, duvarlarından muharriplerin girmesine vesile olacak delikler açmak, İslâmiyete cinayettir.

Sonraki Sayfa
Yirmi Altıncı SözYirmi Sekizinci Söz
Bölümler
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Sözler  Yirmi Yedinci Söz  

Lügatler

Geri

âdât-ı ecânib : yabancı örf ve âdetler
Arabî : Arapça
bid’a : dine zarar verici yenilikler
cihet : yön, taraf
dalâlet : hak yoldan sapkınlık, inançsızlık
gark olma : boğulma
hadd : sınır, yetki
haddi tecavüz : çizgiyi aşma, ileri gitme
hengâm : zaman, ân
himmet : çalışma, gayret gösterme
içtihad : dinen kesin olarak belirtilmeyen bir konuda Kur’ân ve hadisten hüküm çıkarma
ihyâ : diriltme, canlandırma
ikame : yerleştirme
istilâ : yayılma
kâr-ı akıl : aklın kabul edeceği iş
kasr-ı İslâmiyet : İslâmiyet sarayı
kat’î : kesin
kesret : çokluk
kut : gıda
mâni : engel
mesele-i içtihadiye : içtihadla ilgili mesele
muayyen : belirlenmiş, kararlaştırılmış
muharrip : tahripçi, bozguncu
mukaddem : evvel, önce
münkerat : dince yapılması yasak olan şeyler
nam : ad
risale : küçük çaplı kitap
sarf etmek : harcamak
seddedilme : kapatılma
tahribat : yıkıp yok etmeler, bozmalar
tezelzül : sarsıntı
zaruriyât : dince yapılması zorunlu olan ve hükmü açıkça belirtilen işler

Geri

Dipnotlar

Geri

1 : “Eğer o meseleyi Peygambere ve mü’minlerden ihtisas ve salâhiyet sahibi kimselere havale etselerdi, elbette o kimselerden hüküm çıkarmaya ehliyetli olanlar işin doğrusunu bilirlerdi.” Nisâ Sûresi, 4:83.

Geri