Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

Çok aziz, çok mübarek, çok sevgili, çok müşfik Üstadımız Efendimiz Hazretleri; Mu’cizâtlı ve İsm-i Celâl altın ile yazılı, yaldızlı Kur’ân’ı Diyanet Riyaseti, Afyon Mahkemesinden getirtmiş ve dünkü gün İstanbul Mushaflar İnceleme Heyetine göndermiştir. Heyet tetkikten sonra neşrinin lüzum ve elzem olduğunu tasdik ederek geri iade edecekmiş.

Hem Akşehirli kahraman Ahmed Altın kardeşimizin daha evvel bir suretini siz sevgili Üstadımıza gönderdiği ve Diyanet Reisliğine yazdığı istidasını Diyanet Riyaseti Müşavere Heyeti tetkik etmiş. Bunun üzerine, siz sevgili Üstadımızın Diyanet Riyasetine hediye ettiğiniz iki takımın birisini müşavere heyetine tetkik için verecekler. Diyanette Nurların lehinde çalışan muhterem kardeşimiz var. Hakikaten, sevgili Üstadımız, baştan başa zulmetli, kararmış olan Ankara şimdi pek çok değişmiş ve gittikçe değişmekte. Saçılan zehirler ve kendisine karşı gençliğin tezahüratı tesirini kaybetmiş.

Sungur

• • •

( 26 )( 28 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Emirdağ Lâhikası - II  ( 27 )  

Lügatler

Geri

aziz : çok değerli, izzetli
beyan etme : açıklama
Diyanet Reisliği : Diyanet İşleri Başkanlığı
Diyanet Riyaseti Müşavere Heyeti : Diyanet İşleri Başkanlığı Danışma Kurulu
Diyanet Riyaseti : Diyanet İşleri Başkanlığı
elzem : çok gerekli olan
hadis-i şerif : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübarek söz, fiil ve hareketi veya onun onayladığı başkasına ait söz, iş veya davranış
hakikat : asıl, gerçek
heveskâr : hevesli, istekli
hikmet : gaye, neden
ihanet : haksız yere hakaret etme, aşağılama
ihbar : haber verme
imha : yok etme
İsm-i Celâl : “Allah” ismi
istida : dilekçe
keyfî : isteğe, arzuya göre
mahut : bilinen, adı geçen; garanti edilen
mevzu : konu
muhterem : hürmete lâyık, saygıdeğer
murad : istek, dilek
mushaf : Kur’ân’ın ciltlenmiş hâli
muvaffakiyet : başarı
müşavere heyeti : danışma kurulu
müşfik : şefkatli
neşir : yayma, yayılma
nezdinde : yanında
suret : kopya
Şeriat-ı Ahmediye : Hz. Muhammed’in (a.s.m.) getirdiği şeriat, İlâhî kanun ve hükümler, İslâmiyet
tasdik etmek : doğrulamak, onaylamak
tesadüf etme : rastlama
tetkik : inceleme, araştırma
tezahürat : görünmeler, belirmeler
unsur : parça
vesika : belge
zulmet : karanlık
zulüm : haksızlık

Geri