Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

Bu sene Mısır radyosu Perşembe gecesi Miractan çok bahsetmesinden, hem Perşembe ve hem de Cuma gecesi Mirac yaptım.

Saniyen: Bizden müsadere edilen İşaratü’l-İ’câz’ı Afyon jandarma kumandanlarından birisi hiddet etmiş ki, bunun gibi ilmî ve eskiden yazılmış bir eseri ne hakla müsadere ediyorlar. Ve Afyon Müdde-i Umumîliği iadesine karar vermiş. Ve bize Cuma günü ve Mirac günü Hayri’yi çağırmışlar ve iade etmişler. Bunu da Tarsus’taki iade misilli Nurların intişarına set çekilmeyeceğine bir işaret-i Miraciye diye kabul ettik. İnşaallah Kur’ân’ımızı ve diğer risalelerimizi Afyon’dan alacağız. İstanbul’da savcılığa verilen bir kısım Rehberlerimiz, başta Eski Said’in mühim bir talebesi Avukat Mehmed Mihri ve dâvâ vekili damadı Âsım olarak demişler ki: “Elli avukatla beraber bu mesele için mahkemeye gireceğim. Fakat inşaallah ona hacet kalmadan ve mahkemeye düşmeden alacağım.”

Salisen: “Haşirdeki Mahkeme-i Kübraya Şekvâ” namındaki ve yirmi sekiz sene evvel Meclis-i Meb’usana hitaben yazılan ve o vakit tab edilen on maddelik namaza dair parça ve bir de Mustafa hakkında dört sene evvel Reisicumhura yazılan üç maddelik parça, şimdi, bu zamanda Ankara’da bazı meb’usların nazarına ve imanlı hükûmet erkânına göstermek niyetiyle Ankara’ya gönderilmiş. Size de berâ-yı malûmat gönderiyoruz.

Rabian: Dinar Baraklı köyünden Mehmed Çavuş ve kardeşi, bir adamla beraber yanıma geldiler. Pek ciddî gördüm. Sonra bana bir mektubunda bir şey yazıyor ve bir parça mektubunu leffen gönderiyorum. Bu kardeşimiz bazı şeyler soruyor. Risale-i Nur suallere ihtiyaç bırakmıyor. Ve benim bedelime herşeye cevap veriyor. Yalnız çocuk tâziyesine dair risalede 1يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَ'ye dair sualinde bir kısım eski tefsirler, demişler:

“Cennette çocuktan gayet ihtiyara kadar herkes otuz üç yaşında olacak.”

Bunun hakikati -Allahü â’lem- şu olacak ki: Sarih âyet وِلْدَانٌ tâbiri ifade eder ki, feraiz-i şer’iyeyi yapmaya mecbur olmayan ve masnûniyet cihetiyle de yapmayan ve kable’l-bülûğ vefat eden çocuklar, Cennete lâyık ve sevimli çocuk olarak kalacaklar. Fakat şer’an yedi yaşına gelen bir çocuğa namaz gibi farzlara peder ve valideleri onları alıştırmak için, teşvikkârâne emretmek ve on yaşına girse şiddetle namaz kıldırmak ve alıştırmak şeriatta var. Demek, “Vacip olmadığı halde, nafile nevinden yedi yaşından hadd-i bülûğa kadar büyükler gibi namaz kılıp oruç tutan çocuklar, mütedeyyin büyükler gibi büyük mükâfatı görmek için otuz üç yaşında olacaklar” diye, bir kısım tefsir bu noktayı izah etmeden, umum çocuklara teşmil etmişler. Has iken âmm zannedilmiş.

• • •

( 62 )( 64 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Emirdağ Lâhikası - II  ( 63 )  

Lügatler

Geri

Allahü â’lem : Allah en iyisini bilir
berâ-yı malûmat : bilgi ve malumat için, bilgi vermek için
çocuk tâziyesi : On Yedinci Mektup
erkân : ileri gelenler, reisler
feraiz-i şer’iye : dinen yapılması kesin olarak emredilen şeyler
hacet : ihtiyaç
hakikat : asıl, esas, gerçek
Haşirdeki Mahkeme-i Kübrâ’ya Şekvâ : Üstad Bediüzzaman’ın 1922 yılında Büyük Millet Meclisinde milletvekillerine sunduğu ve daha sonra basılıp çoğaltılan namaz dair küçük bir risale
hitaben : hitap ederek, seslenerek
inşaallah : Allah dilerse
intişar : yayılma
işaret-i Miraciye : Miracın işaret etmesi, haber vermesi
kable’l-bülûğ : ergenlik yaşından önce
leffen : ekli, bitişik
masnûniyet cihetiyle : yaş yönünden; yaşın küçük olması bakımından
meb’us : milletvekili
Meclis-i Meb’usan : Osmanlı Parlamentosu, Büyük Millet Meclisi
misillu : gibi, benzeri
nazar : bakış, görüş
peder : baba
rabian : dördüncü olarak
Rehber : Gençlik Rehberi
reisicumhur : Cumhurbaşkanı
risale : kitap, mektup; Risale-i Nur’dan her bir bölüm
salisen : üçüncü olarak
sarih : açık, anlaşılır
set çekmek : engel olmak
şer’an : dinen, şeriata göre
tab edilen : basılan
tâbir : ifade
tefsir : açıklama, yorum; Kur’ân-ı Kerimi mânâ bakımından açıklama, yorum
teşvikkârâne : teşvik ederek, bir şeye yönlendirerek
valide : anne

Geri

Dipnotlar

Geri

1 : “Etraflarında ebediyen yaşlanmayacak çocuklar dolaşır.” Vâkıa Sûresi, 56:17.

Geri