Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ 1

Üstadımızı ziyarete gelip de görüşemeyenlerin ve biz görüştürmeden gidenlerin hatırları kırılmamak için, Üstadımızın gizli harika bir ahvâl-i ruhiyesini beyan etmeye mecbur olduk. Hattâ bugün bir parça dikkatsizlik ettiğimizden, gayet çok muhtaç olduğu hizmetimize nihayet vermek niyet ettiği halde, şimdiki yazacağımız şey hatırına geldi; bizi de affetti, helâl etti.

İşte hakikat budur: Biz de kat’iyen anladık ki, Üstadımız ekser hayatını tecerrüdle geçirdiği gibi, bütün hayatında hediyeleri kabul etmemek ve mukabilsiz hediyeler onu hasta etmek gibi, şimdi hürmet ve dostluk cihetiyle onunla görüşmek, ona gayet ağır geliyor. Hattâ mükerreren biz de anladık. Musafaha etmek, elini öpmek, kendine tokat vurmak gibi, ruhen müteessir oluyor. Ve ona bakmaktan, dikkat etmekten de şiddetle müteessir oluyor. Hattâ hizmetinde biz bulunduğumuz halde, zaruret olmadan bakamıyoruz.

Bunun sırrı ve hikmetini kat’iyen anladık ki, Risale-i Nur’un esas mesleği hakikî ihlâs olmak cihetiyle, şimdiki tezahür, sohbet etmek, fazla hürmet etmek, bu enaniyet zamanında bir nefisperestlik, riyakârlık, tasannu alâmeti olmak cihetiyle ona şiddetle dokunuyor. Çünkü der:

“Benimle görüşmek isteyen, eğer âhiret için, Risale-i Nur için ise, Risale-i Nur bana kat’iyen ihtiyaç bırakmamış. Milyonlar nüshası her birisi on Said kadar fâide veriyor. Eğer dünya cihetiyle ve dünyaya ait işler için görüşmek ise, o, dünyayı şiddetle terk ettiği için, dünyaya dair şeyleri mâlâyani, vakti zâyi etmek olduğu için cidden sıkılır. Eğer Risale-i Nur’un hizmetine, intişarına ait olsa, bana hizmet eden hakikî fedakâr talebelerim ve mânevî evlâtlarım ve kardeşlerim benim bedelime görüşmeleri kâfi; bana hiç ihtiyaç yok.”

Uzun yerlerden, uzak memleketlerden gelenlerle beraber başka kardeşlerimizin de hatırları kırılmasın. Çünkü, on seneden beridir her sabah okuduğu ve başkaları onu tevkil ettiği evrad okumasında sevabı bağışladığı vakit der ki:

“Yâ Rabbi! Benimle görüşmek için gelip görüşmeden dönenlerin defter-i a’mâline de yazılsın” diye ruhlarına hediye ediyor. Üstadımızın bu hâlini kardeşlerimize beyan ediyoruz.
2اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Hizmetinde bulunan
Nur talebeleri

• • •

( 132 )( 134 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Emirdağ Lâhikası - II  ( 133 )  

Lügatler

Geri

ahvâl-i ruhiye : ruhun hâlleri, durumları
beyan etmek : açıklamak
cismanî : bedenle ilgili
cüz’î : kişisel, ferdî
ekser : çoğunluk
hakikat : gerçek, doğru
heves : gelip geçici arzu ve istek
hiss-i kablelvuku : bir şeyi olmadan önce hissetme duygusu
hizmetkâr : hizmetçi
hususî : özel
kat’iyen : kesinlikle
küllî : genel, geniş
mâsum : günahsız, suçsuz
misal : benzer, örnek
muhafaza etme : koruma
mukabil : karşılık
musafaha etmek : el sıkışmak, el ele tutuşmak
mükerreren : defalarca, tekrar tekrar
müteessir olmak : etkilenmek, incinmek
nefis : maddî zevk ve isteklere sevk eden duygu
nihayet : son
peder : baba
suret : biçim, şekil
şahsî : kişisel
şefkatkârâne : şefkatli bir şekilde
tecerrüd : yalnızlık, soyutlanma
uhrevî : âhirete ait
umumî : genel
valide : anne
zaruret : zorunluluk, mecburiyet
zîruh : ruh sahibi
âhiret : öldükten sonra sonsuza kadar devam edecek olan hayat
alâmet : işaret
beyan etmek : açıklamak
defter-i a’mâl : amel defteri
enaniyet : benlik, gurur
esas : gerçek
evrad : virdler; düzenli ve devamlı yapılan zikirler
hakikî : asıl, gerçek
hikmet : gaye, sebep
hususî : özel
ihlâs : ibadet ve davranışlarda sadece Allah rızasını gözetme; samimiyet
intişar : yayılma
kat’iyen : kesinlikle
mâlâyani : anlamsız, faydasız
muazzam : azametli, çok büyük
müellif : yazar
nefisperestlik : nefsin arzu ve isteklerine çok düşkün olmak
nüsha : kopya
riyakârlık : gösteriş
tasannu : yapmacık hareket
teşekkül etmek : oluşmak, meydana gelmek
tevkil etmek : vekalet vermek, vekil tayin etmek
tezahür : görünme
ya Rabbi : ey Rabbim
zâyi etmek : elden çıkarmak, kaybetmek

Geri

Dipnotlar

Geri

1 : Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah’ın adıyla.
2 : Bâkî olan sadece Odur.

Geri