Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

Müdde-i umumîler hakkında Üstadımızın garip bir hâlet-i ruhiyesini beyan etmek zamanı geldi. Bana dedi ki: Otuz kırk sene bu tazyikatımda, hukukullah mânâsında olan hukuk-u âmme namındaki vazifelerle muvazzaf olan savcılar ekser hapislerimde, nefyimde şiddetlerini gördüğüm halde onlara karşı bir hiddet, bir küsmek bana gelmiyordu.

Sonra görüyordum: Onların zahirî şiddetine sebep olan kusurları kendilerinde görmüyordum. Fakat, çok defa bir zaman sonra, kader-i İlâhînin başka kusuratıma binaen şefkat tokadının öyle savcıların eliyle geldiğini gördüm. Kader adalet yaptığı için, o şefkat tokadını ruh ve kalbimle kabul ettim. Zahirî sebebe binaen savcıların şiddetini helâl ediyorum. Şimdi, Cenâb-ı Hakka şükür, o müdde-i umumîlerin bir kısmı, vazifeleri olan hukuk-u umumiyenin müdafaası, hukukullah nev’inden olduğu cihetle, bana karşı şiddet değil, bilakis hakikî adalet noktasında, umum İslâmiyete ve belki insaniyete de menfaati olan Risale-i Nur’un hizmet-i imaniyesi cihetiyle şiddeti bırakıp kader-i İlâhînin şefkat tokadına bakar gibi zahirî tâzip, hakikaten yardım hükmüne geçtiği için, ben de bu sırr-ı azîm münasebetiyle, bütün böyle müdde-i umumîlere karşı bir dostluk ve dua etmek vaziyetini aldım. Zahiren bana karşı şiddet-i hüküm görünen hâlât, o hizmet-i imaniyeye bir ilânname hükmüne geçti.

Ben de şimdi onlara, hukuk-u âmmenin hukukullah hükmüne geçtiğini bilenlere, umumen selâm ve dua ediyorum. Bana olan şiddetlerini umûmen helâl ediyorum.

Said Nursî

Üstadımızın sizlere yazdığı aynı hakikat olan bu mektubunu arz ediyorum.
Talebesi Sungur

• • •

( 148 )( 150 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Emirdağ Lâhikası - II  ( 149 )  

Lügatler

Geri

adalet : hak sahibine hakkını verme, haksızı terbiye etme ve cezalandırma
berâ-yı malûmat : bilgi ve malûmat için, bilgi vermek için
beyan etmek : açıklamak
bilakis : tersine
binaen : dayanarak
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah
ekser : çoğunluk
hakikat : doğru, gerçek
hakiki : gerçek
hâlât : durumlar, haller
hâlet-i ruhiye : ruh hâli
hiddet : öfke
hizmet-i imaniye : iman hizmeti
hizmetkâr : hizmetçi
hukuk-u âmme : kamusal haklar, umumun hukuku
hukuk-u umumiye : umumun hak ve hukuku, kamu hakları
hukukullah : Allah’ın hakkı
ilânname : duyuru
insaniyet : insanlık
kader/kader-i İlâhî : Allah’ın meydana gelecek hâdiseleri olmadan önce takdir etmesi, plânlaması
kusurat : kusurlar
menfaat : yarar, fayda
muvazzaf : görevli
müdde-i umumî : savcı
nefiy : sürgün
nev’ : tür
sırr-ı azîm : büyük sır
şefkat : acıma, merhamet
şiddet-i hüküm : ağırceza kararı
şükür : medih, övgü
tâzip : azap verme, cezalandırma
tazyikat : baskılar, sıkışmalar
umum : genel, hep
umumen : hepsine, genele
zahiren : görünürde
zahirî : açık, görünürde

Geri