Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

İ'tizar

Risale-i Nur Külliyatından el-Mesneviyyü'l-Arabî ile muanven büyük Üstad'ın cihanbaha pek kıymettar şu eserini de Allah'ın avn ve inayetiyle Arabîden Türkçeye çevirmeye muvaffak olmakla kendimi bahtiyar addediyorum. Yalnız, aslındaki ulviyet, kuvvet ve cezaleti tercümede muhafaza edemedim. Evet, o cevher-baha hakikatlere zarf olacak ne bir harf ve ne bir lâfız bulamadım. Tercüme lisanı da fikrim gibi nâkıs ve kasır olduğundan, o azîm imanî ve cesîm Kur'ânî hakikatlere ancak böyle dar ve kısa bir kisveyi tedarik edebildim. Ne hakkın ve ne hakikatin hatırı kalmış. Fabrika-i dımağiyemin bozukluğundan, bu kadarını da, müellif-i muhterem Bediüzzaman'ın mânevî yardımlarıyla dokuyabildim.

Evet, bir tavuk, kendi uçuşuyla şahinin veya kartalın uçuşlarını taklit ve tercüme edemez. Bu, hakikaten aslına uygun ve lâyık bir tercüme değildir. (Pek kısa bir meal, bazan da tayyedilmiş, tercüme edememiş). Çok yerlerde yalnız mealini aldım. Bazı yerlerde de tayyettim. Ancak, aslındaki hakaiki evlâd-ı vatana gösteren küçük bir ayinedir.

Risale-i Nur Müellifinin neseben küçük
kardeşi ve on beş sene ondan ders alan
Abdülmecid Nursî

• • •

Mukaddime
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Mesnevi-i Nuriye  İtizar  

Lügatler

Geri

Arabî : Arapça
avn : yardım
azîm : büyük, yüce
bahtiyar addedmek : talihli, mutlu saymak
cesîm : çok büyük
cevher-baha : mücevher gibi değerli
cezalet : güçlü ve akıcı ifade
cihanbaha : dünyalar kıymetinde
el-Mesneviyyü'l-Arabî : Arapça Mesnevî-i Nuriye
evlâd-ı vatan : vatan evlatları
fabrika-i dımağiye : akıl fabrikası
hakaik : gerçekler, esaslar
imanî : imanla ilgili, imana dair
inayet : lütuf, yardım, bağış
itizar : özür dileme
kıymettar : kıymetli, değerli
kisve : örtü, kıyafet
Kur’ânî : Kur’ân’a ait; Kur'ân'da bulunan
lâfız : söylenen ifade, kelime
lisan : dil
meal : kısa açıklamalı tercüme
muanven : isimli; namlı
muvaffak olmak : başarmak
müellif : telif eden, yazan
müellif-i muhterem : hürmetli müellif; saygıdeğer yazar
nâkıs ve kasır : eksik ve kısa
neseben : soyca, sülâle bakımından
tayyedilmek : atlanmak, çıkarılmak
tayyetmek : çıkarmak
tedarik etmek : elde etmek
ulviyet : yücelik
zarf olmak : kılıf olmak, sarmak

Geri