Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

Katrenin Zeyli

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ الْعٰالَمِينَ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَعِينَ
1

Remz

Arkadaş! Vaktin evvelinde, Kâbe’yi hayalen nazara almakla namaz kılmak mendubdur ki, birbirine giren daireler gibi Beytin etrafında teşekkül eden safları görmekle, yakın saflar Beyti ihata ettikleri gibi, en uzak safların da âlem-i İslâmı ihata etmiş olduğunu hayal ile görsün. Ve o saflara girmekle, o cemaat-ı uzmâya dahil olsun ki, o cemaatin icmâ ve tevatürü, onun namazda söylediği her dâvâya ve herbir sözüne bir hüccet ve bir burhan olsun.

Meselâ: Namaz kılan اَلْحَمْدُ ِللهِ dediği zaman, sanki o cemâat-i uzmâyı teşkil eden bütün mü’minler “Evet, doğru söyledin” diye onun o sözünü tasdik ediyorlar. Ve bu tasdikler, hücum eden evham ve vesveselere karşı mânevî bir kalkan vazifesini görür. Ve aynı zamanda, bütün hasseleri, lâtifeleri, duyguları o namazdan zevk ve hisselerini alırlar. Yalnız musallînin Kâbe’ye olan şu hayalî nazarı, kasdî değil, tebeî bir şuurdan ibaret bulunmalıdır.İHTAR

Sonraki Sayfa
KatreHubâb
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Mesnevi-i Nuriye  Katrenin Zeyli  

Lügatler

Geri

âlem-i İslâm : İslâm dünyası
âlem-i misal : bütün varlıkların ve olayların görüntülerinin yansıdığı madde ötesi âlem
burhan : güçlü ve sarsılmaz delil
cemaat : topluluk
cemâat-i uzmâ : büyük cemaat, topluluk
Elhamdü lillâh : “ezelden ebede her türlü hamd ve övgü Allah’a mahsustur”
evham : asılsız kuruntu ve şüpheler
evvel : önce
hâli : uzak
harekât : hareketler
hasse : hisler, duyular
haşiye : dipnot, açıklayıcı not
hayalen : hayal ederek
hayalî : hayale dayalı
hisse : pay
hüccet : kanıt, delil
icmâ : fikir birliği, birleşme
ihata etmek : kuşatmak
İlâhî : Allah tarafından olan
imkân : mümkün olma, olabilirlik
kalem-i kader : kader kalemi
kasdî : bilerek, kasıtlı olarak
katre : damla; Katre Risalesi Mesnevî-i Nuriye adlı eserde yer alır
lâtife : insanın manevî yapısındaki ince duygulardan her biri
mendub : dinen yapılması emredilmese de, güzel görülen davranış
muntazam : düzenli
musallî : namaz kılan
mü’min : iman eden, Allah’a ve Onun gönderdiği şeylere inanan
mütehâlif : birbirinden farklı
nazar : bakış, görüş
nazara almak : dikkate almak
remiz : işaret
sath-ı arz : yeryüzü
şuur : bilinç, anlayış, idrak
tasdik etmek : doğruluğunu kabul etmek
tebeî : dolaylı
tersim ve terkîm etmek : resim ve yazı olarak belirlemek
teşekkül eden : oluşan
teşkil eden : meydana getiren
tevatür : güvenilir insanların birbirlerine anlatarak getirdikleri kesin haber
tezyin etmek : süslemek, donatmak
vesvese : şüphe, tereddüt
zeyil : ilâve, ek

Geri

Dipnotlar

Geri

1 : Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. Salât ü selâm ise, efendimiz Muhammed’e (a.s.m.) ve onun âl ve Ashâbına olsun.
İHTAR : Sath-ı arz mescidini mütehâlif ve muntazam harekâtıyla tezyin eden o cemaat-i uzmânın, satırları andıran saflarının o güzel manzarası muhafaza edilmek üzere, âlem-i misal sahifesinde kalem-i kaderle, İlâhî bir fotoğrafla tersim ve terkîm edilmekte olduğu, ihtimâl ve imkândan hâli değildir.

Geri