Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

1

İfade

Evliyâullah demişler: اَلطُّرُقُ اِلَى اللهِ بِعَدَدِ اَنْفَاسِ الْخَلاَۤئِقِ Yani, mârifetullahın burhanları nefesler kadar hadsizdir.

Mârifet-i Nebinin burhanları dahi nüfûs-u mü’minîn kadar muhtelif şahsiyetler ile tezahür eder. Demek şu enfâs-ı halâik miktarında ve bu nüfûs-u ehl-i iman adedinde layuad burhanların netice-i yegânesidir. Evet muvaffak bir nazar, kainatın her zerresinin her hâlinden vücud-u Sânii, hem Peygamberin her bir hâl, kâl, fiilinden sıdk-ı nübüvvetin şuâını görür. Bir şahıs bir şahsa tamamen benzemediği gibi, fehim dahi fehme benzemez. Delil bir olsa da, tarz-ı telâkki ve tarik-i tefehhüm ayrı ayrıdır.

İşte şu risalede kelime-i şehâdetin iki kelâmındaki tevhid ve nübüvvete dair tarz-ı tefehhüm ve tarik-i telâkkimi Japonun eski bir suali münâsebetiyle yalnız meslek-i nazar noktasında mûcez bir icmal ile yazdım. O maksad-ı âliyeye uzanan mi’râc-ı zevkî-i işrâkî ve minhâc-ı hadsî-i ilhamî ise tabire sığışmaz. İşârâtü’l İ’câz’da

2يَاۤ اَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُوا ilâahir… 3وَاِنْ كُنْتُمْ فِى رَيْبٍ مِمَّا نَزَّلْنَا ilâahir…
4وَبِاْلاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ ilâahir… âyetleri beyanında yine Kur’ân’dan istifaza ettiğim aynı fehmimi Arabî olarak yazmıştım. Şu kelime-i şehâdetteki cevher-i iman bir nurdur. Allah (c.c.) istediğinin kalbine atar. Kayyumu hidayet-i İlâhiyedir. Burhan ise bir mücahiddir, düşmanını tard eder, süpürgecidir evhamdan tehzib eder.

Peşinen derim; Türkçe güzel ifade edemiyorum. Mânâyı düşündükçe lâfzı düşünemiyorum. Kári’den ricam odur ki, lafzın perişaniyetini görüp mânâya karşı ihtiramsızlık, lâkaytlık göstermesin.
5وَمِنْ اللهِ التَّوْفِيقُ
• • •

Önceki Sayfa  Sonraki Sayfa
Hutbe-i ŞâmiyeNur'un İlk Kapısı
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Nokta Risalesi  

Lügatler

Geri

enfâs-ı halâik : yaratılmışların nefisleri
evliyâullah : Allah’ın sevgili kulları, Allah dostları
fehim/fehm : anlayış, kavrayış
hadsiz : sayısız, sınırsız
icmal : kısaltmak, özetlemek
ifade : anlatım
İşârât-ül İ’caz : Kur’ân’ın mu’cizeliğine dair yazılan Risale-i Nur’dan bir eser
kal : sözlü ifade
kelâm : söz, cümle
kelime-i şehâdet : “Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Hz. Muhammed’in onun kulu ve elçisi olduğuna şehadet ederim” ifadesi
layuad : sayısız, sayılamayacak kadar çok
maksad-ı âliye : yüce maksat, yüksek gaye
mârifet-i Nebi : peygamberi bilme ve tanıma
mârifetullah : Allah’ı bilme ve tanıma
Meslek-i nazar : teorik ve aklî yol
minhâc-ı hadsî-i ilhamî : ilhâmın hadsî, sezgiye dayalı metodu
mirâc-ı zevkî-i işrâkî : yaşayıp zevk etmeye, keşif ve sezgi sayesinde aydınlanmaya dayalı yol ile yükselme
mûcez : kısaca; kısa ve özlü
muhtelif : çeşitli, farklı
muvaffak : uygun
nazar : bakış, dikkat
netice-i yegâne : tek netice, sonuç
nübüvvet : peygamberlik
nüfûs-u ehl-i iman : iman sahiplerinin kendileri, sayıları
nüfûs-u mü’minîn : mü’minlerin kendileri, sayıları
risale : küçük kitap
sıdk-ı nübüvvet : peygamberliğin doğruluğu
şuâ : ışık kaynağından çıkan ince ışık teli, ışın
tarik-i tefehhüm : anlayış yolu, tarzı
tarik-i telâkki : kabul etme yolu, anlama yöntemi
tarz-ı tefehhüm : anlayış tarzı
tarz-ı telâkkî : kabul etme tarzı, algılama şekli
tevhid : birleme; herşeyi bir olan Allah’a verme ve Ona ait kılma
tezahür etme : ortaya çıkma, görünme
vücud-u Sâni : herşeyi san’atlı ve mükemmel bir şekilde yaratan Allah’ın varlığı
zerre : atom, en küçük parça
Arabî : Arapça
beyan : tefsir; açıklama
burhan : güçlü ve sarsılmaz kesin delil, kanıt
cevher-i iman : iman cevherî, iman hakikati
evham : kuruntular, şüpheler
fehim/fehm : anlayış, kavrayış
hidayet-i İlâhiye : Allah’ın doğru yola erdirmesi
ihtiramsızlık : saygısızlık, hürmetsizlik
ilâahir : sonuna kadar
istifaza etme : feyizlenme, mânevî olarak gıdalanma
kâri’ : okuyucu
Kayyûm : herşeyi ayakta tutan ve varlıklarını devam ettiren
kelime-i şehâdet : “Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Hz. Muhammed’in Onun kulu ve elçisi olduğuna şehadet ederim” ifadesi
lâfz : ifade, söz
lâkaytlık : ilgisizlik, gevşeklik
mücahid : cihad eden, din uğrunda çaba harcayan
perişaniyet : perişanlık, dağınıklık
tard etmek : uzaklaştırmak, kovmak
tehzib : terbiye etme, ıslâh etme, düzeltme; temizleme

Geri

Dipnotlar

Geri

1 : Üstad Bediüzzaman Mesnevî-i Nuriye’de Nokta Risalesi’nin bundan sonraki bölümleri için şu açıklamayı yapmış ve oraya almıştır: “Nokta’nın ikinci kısmı, haşir ve melâike ve bekâ-yı ruha ait olduğundan, bu hakikatleri kerametli Yirmi Dokuzuncu Söz ve Onuncu Söz gayet parlak bir surette izah ettiğinden, onlara havale edilerek buraya derc edilmedi. Üçüncü kısım ise, on dört dersten ibaret Nurun İlk Kapısı namıyla ayrıca neşredildi. Said Nursi
2 : “Ey insanlar, ibadet ediniz.” Bakara Sûresi, 2:21.
3 : “Eğer indirdiklerimizden herhangi bir şüphe içindeyseniz.” Bakara Sûresi, 2:23.
4 : “Onlar, âhirete de kesin olarak iman etmiş kimselerdir.” Bakara Sûresi, 2:4.
5 : Muvaffakiyet sadece Allah’tandır.

Geri