Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

İslâmiyetin bir rükn-ü mühimmi olan zekât, beşerin hayat-ı nev’iyesi için ehemmiyeti şudur:

Hadiste var: 1اَلزَّكَاةُ قَنْطَرَةُ اْلاِسلاَمِ
Yani, “Zekât bir köprüdür ki, Müslüman, kardeşi olan Müslümana muavenet için ondan geçer.” Zira me’mûrü’n-bih olan teavün, o vasıta iledir. Ve nev-i beşerin heyet-i içtimaiyedeki nizamın sırâtu’l-müstakîmi odur. İnsanlar içinde madde-i hayatın cereyanına rabıta odur. Terakkiyat-ı beşerdeki zehirlere tiryak odur.

Evet, zekâtın vücub-u kat’îsinde ve onun kabilesi olan sadakaya ve karz-ı hasene davet-i Kur’ânîde ve ribânın vesailiyle beraber hurmet-i şedidesinde azîm bir hikmet, âlî bir maslahat, vâsi bir rahmet vardır.

Eğer sahife-i âlemde tarihî bir nazarla dikkat ve cemiyet-i beşeriyenin mesavisinin esasları teftiş edilse, görülecektir ki, bütün ihtilâlât ve fesadın asıl ve madeni ve bütün ahlâk-ı rezilenin mahrek ve menbaı, tek iki kelimedir. O iki kelimenin imtizacından, bomba gibi küre-i arz patladı; ve izdivacından, medenî insanlardan canavarlar doğdu.

Birinci kelime: “Ben tok olsam, başkası açlıktan ölse bana ne?”

İkinci kelime: “İstirahatim için zahmet çek; sen çalış, ben yiyeyim.”


Merhametsiz nefisperest olan birinci kelime-i gaddaredir ki, âlem-i insanı zelzeleye getirip, kıyameti kopmak üzeredir. Şu kelimenin ırkını kesecek tek bir devası var ki, o da zekâttır ve zekâtın mükemmili olan sadakattır. Ve onun mütemmimi olan karz-ı hasendir.

Haris, hodgâm, zâlim olan ikinci kelimedir ki, beşerin terakkiyatını öyle sarsıyor ki, hercümerc ateşine atmak üzeredir.

Önceki Sayfa  Sonraki Sayfa
SünûhatTulûât
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar İşârât  

Lügatler

Geri

ahlâk-ı rezile : kötü ahlâk, ahlâkça aşağılık
âlem-i insan : insanlık dünyası
âlî : yüce, yüksek
azîm : büyük
beşerin hayat-ı nev’iyesi : insan türünün hayatı
cemiyet-i beşeriye : insan topluluğu
cereyan : akma, dolaşma
davet-i Kur’ânî : Kur'ân'ın daveti, çağrısı
deva : çare, ilâç, şifa
fesad : bozgunculuk
hadis : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübarek sözü
heyet-i içtimaiye : toplumsal yapı, sosyal bünye
hikmet : gaye, fayda, maksat
hurmet-i şedide : şiddetli yasaklama
ırk : kök, soy
ihtilâlât : bozukluklar, karışıklıklar, ayaklanmalar
imtizac : bileşim, karışım
izdivac : bir araya gelme, birbirine yaklaşma; evlenme
kabile : yakın tür, benzer
karz-ı hasen : sadece Allah rızası için verilen ödünç, faizsiz verilen borç
kelime-i gaddare : kahredici, öldürücü, zâlim ve merhametsiz söz
kıyameti kopma : büyük yıkım ve belâya uğrama
küre-i arz : yerküre, dünya
madde-i hayat : hayat maddesi; kan gibi
maden : kaynak
mahrek : hareket yeri, hareket alanı
maslahat : fayda, gaye
me’mûrü’n-bih : yapılması emredilen şey
medenî : kibar, edepli, terbiyeli; uygar, şehirli
menba : kaynak
mesavi : kötülükler, fenalıklar, ayıplar, kusurlar
muavenet : yardım
mükemmil : ikmal edici; kemâle, olgunluğa ulaştırıcı
mütemmim : tamamlayan, tamamlayıcı
nazar : bakış, görüş
nefisperest : nefsini seven, nefsinin arzularına düşkün
nev-i beşer : insan türü
nizam : düzen
rabıta : bağ
rahmet : merhamet, şefkat, ihsan
ribânın vesâili : faizin vesileleri; faizin araç ve vasıtaları
rükn-ü mühim : mühim bir rükün, esas, önemli şart
sadaka : Allah rızası için ihtiyaç sahibi kişilere yapılan yardım
sadakât : sadakalar; Allah rızası için ihtiyaç sahibi kişilere yapılan yardımlar
sahife-i âlem : kâinat sayfası
sırâtu’l-müstakîm : dosdoğru yol
teavün : yardımlaşma, dayanışma
teftiş : inceleme, araştırma
terakkiyat-ı beşer : insanlığa ait kalkınmalar, yükselmeler, ilerlemeler
tiryak : güçlü ilâç
vâsi : geniş
vücub-u kat’î : kesin zorunluluk; kesin ve şüphesiz farz oluş
zekât : İslâmiyete göre zengin olan bir yükümlünün, her yıl belirli mallardan belirli bir miktarını belirli kimselere (fakirlere ve saireye) vermesi

Geri

Dipnotlar

Geri

1 : el-Münzirî, et-Terğîb ve’t-Terhîb, 1:517.

Geri