Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

Gönül ister ki, hemen Risaletü’n-Nur’un umumunu yazıversem de mâmelekimde bulunan dürr-i yektâları istidadım nisbetinde mütalâaya başlasam.

Otuz Birinci elmas külliyatını avn-i Hak ve inâyet-i ekremîleriyle iki gün evvel ikmale muvaffak oldum. Ahmed kardeşime ait derkenarı tefhim ettim. Biraz okur ve Onuncu Sözü istiyor; fakat bu Söz kıymet-i mâneviye itibarıyla mevcudattan ağırdır. İ’caz-ı Kur’ân’ın ikinci cüz’ünü hemen hitam buldurmak üzereyim. Fakat müştak bulunduğum Otuz İkinci Sözü dahi lütuf buyuracak olursanız, hasıl olacak memnuniyetimi bir vecihle arz etmekten âciz kalacağım. Çünkü, bu gibi kıymettar ve mânidar eserleri işittikten sonra görmek iştiyakı gittikçe artıyor ve bu tabiattan bir türlü kendimi men edemiyorum.

Sabri

• • •

( 25 )( 27 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Barla Lâhikası  ( 26 )  

Lügatler

Geri

âciz : güçsüz
amcazâde : amca oğlu
an’ane : hadis aktarımında Peygamber Efendimize (a.s.m.) varıncaya kadar “filandan, o da filandan” şeklinde oluşan isim listesi
arîza : büyük bir kimseye hürmetle yazılan veya sunulan şey, dilekçe
arz etmek : sunmak
avn-i Hak : herşeyi hakkıyla yaratan, varlığı hak olan ve her hakkın sahibi olan Allah’ın yardımı
avn-i İlâhî : Allah’ın yardımı
cüz' : parça, bölüm
derkenar : açıklama
dürr-i yektâ : benzeri olmayan, tek inci
ehass-ı emel : en özel emel, arzu
ekser : pek çok
fevkinde : üstünde
hâsıl olan : meydana gelen, ortaya çıkan
hasıl olmak : meydana gelmek
hitam buldurmak : bitirmek, sona erdirmek
i'caz-ı Kur'ân : Kur’ân’ın mu’cizeliğini anlatan Yirmi Beşinci Söz
ihtiva eden : içeren
ihvân : kardeşler
ikmal : tamamlama, bitirme
iktidar : güç, kuvvet
inâyet-i ekremî : çok cömertçe gelen yardım, iyilik
istidad : kabiliyet, yetenek
iştiyak : çok arzu ve istek
itibarıyla : açısından
kail : kanaatini söyleyen
kani : kesin kanaat sahibi olan, tatmin olmuş
kat'iyen : kesin olarak
kesretli : çok sayıda
kıymet-i mânevî : mânevî kıymet, değer
kıymettar : değerli
külliyat : bir şeyin tamamı, hepsi; Otuz Birinci Söz
künye : senet; bir şeyin özelliklerini bildiren kayıt
lütuf : iyilik, ihsan
mâmelek : sahip olunan şeyler
mânidar : mânâlı, anlamlı
men etmek : uzaklaştırmak, yasaklamak
mevcudat : varlıklar
mevki : yer, bir olayın gerçekleştiği mekân
muvaffak olma : başarma
müşahede : gözlemleme
müştak : arzulu, istekli
mütalâa : dikkatle okuma, inceleme
nakil : aktarma, anlatma
netâyic : neticeler, sonuçlar
nihayetsiz : sınırsız, sonsuz
nisbetinde : oranında
nuranî : nurlu, parlak
Risaletü’n-Nur : Risale-i Nur’un diğer bir adı
sürur-u mânevî : mânevî sevinç, mutluluk
tabiat : mizaç, huy
tahrir buyurma : yazma, kaydetme
tebliğ : ulaştırma, bildirme
tefhim etmek : anlatmak
tevessül : vesile olma, aracılık
umum : bütün
vecih : yön

Geri