Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

Bahr-i mu’cizât, Fahr-i Kâinat Efendimiz Hazretlerinin “şu sisli asırda paslı ruhlarımızı tenvir ve tesrir eden” ve “sâik-i hayat-ı ebediyeleri bulunan” On Dokuzuncu Mektubun beşinci cüz’ünü alarak, üçüncüsünü iade ettim.

Fahr-i Kâinat Efendimizin mu’cizâtından olan, parmaklarından su akıtarak orduya içirmesine dikkat ederek derin bir tefekküre daldım. O sırada kalemim boya şişesinde idi. Yazmak vazifeme muvakkat bir fasıla verecektim.

Kalemimi tuttum, mürekkebiyle yerinde koymamak için kalemdeki mürekkep bitinceye kadar bir iki kelâm daha yazayım da öyle bırakayım dedim. Başladım, yarım sahife yazdım, kalemden boya kesilmedi. Bundaki hikmeti düşündüm, kalem kurudu.

Sonra birçok defalar kalemi dikkatle boyaya batırarak yazdım, tecrübe ettim. Yarım satır, nihayet bir satıra kâfi gelebildi. Bu da Hatib-i Bağdadînin 1فِى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْسِينَ اَلْفَ سَنَةٍ sırrındaki HAŞİYE tefekküründen mütehassıl vâkıayı andırır bir tekid-i i’câz-ı Nebevîdir, dedim.

Sabri

• • •

( 36 )( 38 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Barla Lâhikası  ( 37 )  

Lügatler

Geri

alet-ta’dad : sayı olarak; sayarak
arîza : dilekçe, isteklerini arz etmek, yazı ile dile getirmek
berk-i hâtıf : göz kamaştıran şimşek
cihâd-ı mâneviye : mânevî cihad; mânevî olarak din için mücadele etme
derecat : dereceler
ehemmiyet-i nâmütenâhiye : sonsuz derecede ehemmiyetli, önemli
elfâz-ı tâzimiye : övücü, yükseltici sözler
emsâl : benzerler
eşhâs-ı muzırra : zararlı şahıslar, kişiler
güruh-u hazele ve rezele : alçaklar ve reziller topluluğu
hak : doğru gerçek
haşiye : dipnot, açıklayıcı not
Hatib-i Bağdadî :
haz : zevk, hoşlanma
hikmet : sebep, ince sır
ihtiva : içerme
ikrar : doğrulama, kabul etme
ilâm : bildirme, duyurma
ilzam etme : yenme; delil getirerek karşısındakini susturma
insaniyet : insanlık
iskât etme : susturma
iz’ân : anlama, idrak
kelâm : kelime, söz
kelimat ve tâbirat-ı âliye : yüksek, yüce ifadeler, tabirler
kıymettar : kıymetli, değerli
mektub-u mergub : rağbet edilen, çok beğenilen mektup
muhtelif : çeşitli, farklı
muvaffakiyet-i fevkalâde : fevkalâde, olağanüstü bir başarı
müntesibîn-i ilmiye : ilimle meşgul olanlar, ilmiye sınıfı menkupları
müşahede edilen : gözlemlenen
mütalâa etme : dikkatlice okuma, inceleme
mütehassıl : hâsıl olan, meydana gelen
nukat-ı mühimme : önemli noktalar
satvet-i mâneviye ve hakikiye : imanın mânevî ve gerçek gücü, kuvveti
sır : gizli gerçek
tabirat : tabirler, ifadeler
tâdil buyurulan : düzeltilen
takdim kılınan : sunulan
tashih : düzeltme
tecrübe etmek : denemek
tefekkür : etraflıca ve derinlemesine düşünme
tekid-i i’câz-ı Nebevî : Peygamber mu’cizesinin başka birşeyle kuvvetlendirilmesi
vâkıa : olay
vareste-i rayb ve zunûn : zan ve şüphelerden beri, uzak
vecîbe : yerine getirilmesi şart olan şey
zâid : fazla, ilâve olunmuş

Geri

Dipnotlar

Geri

1 : “Elli bin sene uzunluğunda olan bir günde...” Meâric Sûresi, 70:4.
HAŞİYE : O tefekkürde, bir günlük işi bir dakikada yapmış.

Geri