Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

İnşaallah Kur’ân’a büyük hizmet edecek olan Küçük Hâfız Zühdü’nün mektubudur.

Bugün istinsahına muvaffak olduğum i’câz-ı Kur’ân’ın bu biçare talebenize bahşetmiş bulunduğu nihayetsiz füyûzat, mevte mahkûm ruhuma öyle bir tabib i hâzık ameliyatı yapmış ki, mübtelâ olduğum emrâz-ı kalbiyeyi tedavi ve yeniden hayat bahşetmiş olduğundan, arz-ı minnetdârî eyler ve bu bînazîr mücevherat mahzeninin diğer renkli kapılarının da açılmasını âcizâne istirham eylerim.
Otuz Üçüncü Mektubun otuz üç penceresinden ayrı ayrı lemeân eden nuranî ziyalar kalb-i âcizâneme feyyaz nurlarıyla gül-âblar serpti. Daha birçok Nur Risalelerinin füyuzâtından hisseyâb olmasını bârigâh-ı Ehadiyyetten tazarru ederim efendim.
Hâfız Zühdü

• • •

( 45 )( 47 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Barla Lâhikası  ( 46 )  

Lügatler

Geri

âcizâne : âciz ve güçsüz bir şekilde
arz-ı minnettârî eyleme : minnettarlığını bildirme
azîmü’l-meâl : yüce, büyük mânâlı
biçare : çaresiz, zavallı
bînazîr : eşsiz, benzersiz
bizzat : doğrudan
cihet : taraf, yön
derya : deniz
emrâz-ı kalbiye : kalp hastalıkları, mânevî hastalıklar
feyyaz : feyizli, bereketli
fıkra : kısa yazı
füyûzat : feyizler, mânevî bolluk ve bereketler
gül-âb : gül suyu
hatt-ı ekremî : “Yüce değerli hattınız” anlamında Üstad Bediüzzaman’ın el yazısını övmek için kullanılan bir ifade
i’câz-ı Kur’ân : Kur’ân’ın mu’cizeliği; Kur’ân’ın bir benzerini yapma konusunda başkalarını âciz bırakan olağanüstülüğü ispat eden Yirmi Beşinci Söz
inşaallah : Allah dilerse
istinsah : el ile yazarak çoğaltmak
istirham eylemek : rica etmek
kalb-i âcizâne : “bu âcizin kalbi” anlamında olup tevazu için kullanılan ifade
kalb-i mecruh : yaralı, yaralanmış kalb
Küçük Hâfız Zühdü :
lemeân eden : parlayan, parıldayan
mahzen : hazine ve zahire gibi kıymetli şeyleri koyacak yer, depo
marîz : hastalıklı
mevt : ölüm
muharrer : yazılmış
muvaffak olma : başarma
mübtelâ olma : düşkün, tutkun olma
mücevherat : kıymetli taşlar
nihayetsiz : sonsuz, sınırsız
nuranî : nurlu, parlak
Nurlar : aydınlatan, açık hâle getiren; ışıklar; Risale-i Nur’un konuları, bölümleri
risale : küçük çaplı kitap; Risale-i Nur’un her bir bölümü
Sabri :
Seyyid Şefik :
şifahâne-i kalb : kalplerin şifâ yeri, kalp hastanesi
tabib-i hâzık : uzman doktor
tenvir eden : nurlandıran, aydınlatan
tulû eden : doğan
ulvî : yüce, büyük
Yirmi İkinci Nur Deryası : Yirmi İkinci Söz
ziya : ışık

Geri