Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

Şu fıkra Küçük Hafız Zühdü’nündür.

Nur bahçesinin nurlu meyvelerinden iki tanesini daha koparmaya muvaffak oldum. Bu meyvelerin muhtevî bulunduğu lezzeti, kasır lisanımla şimdi ifade edebilmekten çok âciz bulunuyorum. Nebiyy-i Âhirüzzaman Aleyhi Ekmelüssalâtü Vesselâmın huzur-u saâdetine ve pâk, lâtif sohbet-i Nebeviyeleriyle müşerref olmak zevkini idrak ettiren bu kıymettar On Dokuzuncu Mektubu mütalâa etmekten bir türlü doyamıyorum. Bilcümle Risaletü’n-Nur’un takdir ve tevkîri hususunda söz söyleyebilmekten kalemim âciz ve nâkıstır. Cenâb-ı Vâhibü’l-Atâyâdan dilerim ki, Nur bahçelerinin meyvelerinin hepsinden tatmaya arkadaşlarım gibi âcizlerini de muvaffak kılsın.
Hâfız Zühdü

• • •

( 57 )( 59 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Barla Lâhikası  ( 58 )  

Lügatler

Geri

âciz : güçsüz
apolet : askerî üniformaların omuz kısmına takılan ve rütbeyi belirten sembol, işaret
arz etmek : ifade etmek, söylemek
asıl : esas
Asr-ı Saadet : Peygamberimizin (a.s.m.) yaşadığı dönem, mutluluk asrı
bilcümle : tamamen
bîtarafâne : tarafsız bir şekilde
Cenâb-ı Vâhibü’l-Atâyâ : sayısız iyilik ve ihsanlar bağışlayan, hibe eden Allah
dalâlet : hak yoldan sapkınlık, inançsızlık, inkâr
derya : deniz
dûçâr-ı acz : güçsüzlüğe yakalanmış, düşmüş
ehl-i iman : Allah’a ve Allah’tan gelen herşeye inanan kimseler, mü’minler
felâket : belâ, musibet, âfet
fıkra : kısa yazı
gaflet : âhirete, Allah’ın emir ve yasaklarına duyarsız davranma hâli, umursamazlık
hakikat : doğru gerçek, esas
hülâsaten : özet olarak, kısaca
i’zam edilme : büyütme, büyük görme
ikmal : tamamlama
izhar eden : gösteren
kâfi : yeterli
kitab-ı tarih : tarih kitabı
makul : akla uygun
mâlik : sahip
mantıkî : mantıklı, mantığa uygun
mevki : yer, makam
Mirac/Mirac kitabı : Peygamberimizin (a.s.m.) Allah’ın huzuruna yükseltildiği ve bütün kâinat âlemlerini gezdirildiği yolculuğu anlatan risale; Otuz Birinci Söz
muteriz : itiraz eden
muvaffak : başarılı, başarmış
mümtaz : seçkin, üstün
mütalâa : dikkatli okuma, inceleme
mütevellid : doğan, hasıl olan, çıkan
nâkıs : eksik, noksan
nazar : bakış
Nur bahçesi : Risale-i Nur Külliyatı
Risaletü’n-Nur : Risale-i Nur Külliyatının diğer bir adı
saadet : mutluluk
saâdet-i ebediye : sonsuz mutluluk, âhiret mutluluğu
selâmet : esenlik, güven
sukut ettirmek : susturmak
sürur : sevinç, mutluluk
şâheser : üstün ve büyük eser
tahattur : hatırlama
tahayyül : hayal etme
takdir : övme
tefekkür : derinlemesine düşünme
temsilât : temsiller, kıyaslama tarzında benzetmeler; analojiler
tevkîr : saygı ve hürmet etmek
ziya : ışık

Geri