Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

Aziz ve büyük Üstadım; İki üç günlük sa’yimin mahsulünden doğan ve inâyet-i Hakla istinsaha muvaffak olduğum On Yedinci Sözü tashih için takdim ediyorum.

Ey yüce Üstadım, On Yedinci Söz ki, mefhumu, nâmütenâhî yükselen hakikatlerdir. Yüzlerce teşekkür... Her söz beşeriyetin müptelâ olduğu mahfî emrâzı gösteriyor. Ve nurlarıyla teşhis ederek tedavi ediyor. Pekâlâ, pek rânâ anlıyorum ki, benim gibi yaralı, mânen zarardide olmuş bir genç için, muhtaç bulunduğum teselliyetkâr şeyler, hep Risale-i Nur’dandır. Kalbime tesellî nurlarını serpen Hâlık-ı Âzama binlerce şükür...

Zekâi

• • •

( 71 )( 73 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Barla Lâhikası  ( 72 )  

Lügatler

Geri

Asr-ı Saâdet : mutluluk asrı; Peygamberimizin (a.s.m.) yaşadığı dönem
aziz : çok değerli, izzetli
berâhin : kuvvetli deliller
beşeriyet : insanlık
cereyan : akım
emrâz : marazlar, hastalıklar
Hak : herşeyi hakkıyla yaratan, varlığı hak olan ve her hakkın sahibi olan Allah
hakikat : gerçek, esas
hakikî : asıl, gerçek
Hâlık-ı Âzam : her şeyi yaratan yüce Allah
hâlisâne : halis bir şekilde, temiz kalplilikle
hicran : ayrılıktan gelen sızı, acı
inâyet-i Hak : herşeyi hakkıyla yaratan, varlığı hak olan ve her hakkın sahibi olan Allah’ın yardımı
istinadgâh : dayanma yeri, dayanak
istinsah : yazarak çoğaltmak
kâfi : yeterli
maddiyat : maddi şeyler
mahfî : gizli
mahsul : ürün
mânen : mânevî olarak
mefhum : bir sözden çıkarılan mânâ, anlaşılan
mu’cize : Allah tarafından verilen ve bir benzerini yapmada insanların aciz kaldığı olağanüstü hâl ve özellik
muazzam : azametli, çok büyük
muvaffak olma : başarma
müptelâ : bağımlı
müştak : aşık, düşkün
nâmütenâhî : sonsuz
rânâ : iyi, güzel
Risale-i Ahmediye : Mu’cizat-ı Ahmediye Risalesi; On Dokuzuncu Mektup
sa’y : çalışma
saadet : mutluluk
şükür : nimeti veren Allah’a karşı minnet duymak, teşekkür etmek
tahassür : özlem, hasret çekme
tashih : düzeltme
teselliyetkâr : tesellî verici
teşhis etme : belirleme
tuhfe : görülmemiş, yeni çıkan şey
ulvî : yüce, büyük
zarardide olma : zarar görme, zarara uğrama
zevk-i mânevî : mânevî zevk

Geri