Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

Hüsrev’in bir fıkrasıdır.

Muhterem Efendim, sevgili Üstadım;
Yirmi Dokuzuncu Mektubun bir kısmını nasıl bulduğum ferman buyuruluyor. Bu hususta ne yazabilirim, ne gibi bir fikir dermeyan edebilirim? Risalelerin her birisinin nurları bir, fakat mevzuları ayrı, güzellikleri ayrı, lâtiflikleri ayrı, zevkleri ayrıdır. Bu risalenin nuru diğer risaleler gibi her tarafı parlak, her köşesi güzeldir. Bilhassa, ruhlarımızı sızlatan, kalblerimizi ağlatan bu hal-i müessife dolayısıyla, sevgili Üstadımdan bir şifâ-yı âcil bekliyordum. Bu şifayı, Yedinci, Sekizinci, Dokuzuncu Nükteler beklediğim devâyı vermiş ise de, binler maslahat ve faideleri içinde yalnız bir maslahat için bile olmadığı halde tebdil edilen şeâir-i İslâmiyeden bazıları, bizi çok meyus ve müteessir ediyor.

Fakat, sevgili Üstadım, zaman takarrüb etmiş olmalı ki, bir taraftan mülhidlerin tecavüzleri ziyadeleştikçe, diğer taraftan muhterem Üstadımızın, Kur’ân’ın feyziyle nâil olduğu hakikat deryasından kükreyip gelen gizli hakâiki izhar etmesi bizim sevincimizi artırmaktadır. Madem çiçekleri görmek için baharı beklemek zarureti vardır; biz de ona şiddetle ve sabırsızlıkla intizar etmekteyiz.
Hüsrev

• • •

( 78 )( 80 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Barla Lâhikası  ( 79 )  

Lügatler

Geri

âciz : güçsüz
bilhassa : özellikle
cismen : cisim açısından
dermeyan etmek : anlatmak, söylemek
derya : deniz
devâ : ilâç, çare
feyiz : bereket, bolluk
fıkra : kısa yazı
hakâik : hakikatler, gerçekler, esaslar
hakikat : gerçek, esas
hâl-i müessif : üzüntü verici durum, hâl
intizar etmek : beklemek
izhar etme : açıklama, gösterme
kıymettar : kıymetli, değerli
lâtiflik : güzellik, hoşluk
lisan : dil
maslahat : amaç, yarar
mevzu : konu
meyus : ümitsiz
muhterem : saygıdeğer
mülhid : dinsiz
müteessir etmek : etkilemek, üzmek
nâil olma : ulaşma, erişme
nükte : ince ve derin anlamlı söz
risale : küçük çaplı kitap; Risale-i Nur’un her bir bölümü
sürur : mutluluk
şeâir-i İslâmiye : İslâma sembol olmuş iş ve ibâdetler
şifâ-yı âcil : âcil şifâ
takarrüb etme : yaklaşma
takbil etme : kabul etme
tebdil edilen : değiştirilen
teskin etmek : sakinleştirmek, rahatlatmak
zaruret : zorunluluk
ziyadeleşme : fazlalaşma

Geri