Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

Re’fet Beyin bir fıkrasıdır.

Aziz ve muhterem Üstadım Efendim;
Son neşrettiğiniz Söz, fakirde çok derin tesir ve intibalar bıraktı. Onun sâikının ne olduğunu anlayamadım. Zât-ı âlinizi o sözde çok hiddetli buldum. Gayet âteşîn bir kalem, bütün elemlerinizi dökmüştü. İhtivâ ettiği hakaike mest ve hayran olduğum halde, saatlerce okudum. Artık Sözlerinizin hiçbirini diğerine tercih edemiyorum. Zira, birine mühim derken, diğeri daha mühim ve bir diğeri ehemm olarak kendini gösteriyor. Binaenaleyh, envâr-ı Kur’âniyeyi gökteki yıldızlara benzetiyorum. Filhakika yıldızlar parlaklık itibarıyla birbirinden farklı ise de, hepsi yıldızdır. Ve aynı menbadan ahz-ı envâr etmede olduklarından, keyfiyetçe yekdiğerinden farkı yok gibidir. Sözleriniz aynen böyledir. Herbirini yüz defa okusam, yüz birinci defa hiç okumamış gibi büyük bir zevk-i mânevîyle okumam dahi yüksekliğine şahittir. Bu babda ne kadar yazsam Sözler hakkında hiçbir şey yazmış olamayacağımı düşünerek sözüme nihayet veriyorum.
Re’fet

• • •

( 93 )( 95 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Barla Lâhikası  ( 94 )  

Lügatler

Geri

ahz-ı envâr : nurları alma, kabul etme
akl-ı uhrevî : âhiret ile ilgili akıl
âteşîn : ateşten, ateşli
aziz : çok değerli, izzetli
bab : husus, konu
binaenaleyh : bundan dolayı
derûn : içteki; iç âlemin derinlikleri
ehemm : mühimler arasında öncelikle göz önüne alınması gereken
elem : acı, keder
envâr-ı Kur’âniye : Kur’ân’ın nurları
fakir : muhtaç anlamında, tevazu ifadesi olarak “ben” yerine kullanılan söz
fıkra : kısa yazı
filhakika : gerçekte, doğrusu
gayet : çok
hadd-i bülûğ : bülûğa erme yaşı, namaz ve oruç gibi emirlerin yerine getirilmesinin şart olduğu yaş
hakaik : hakikatler, gerçekler
hiddetli : öfkeli
hüsn-ü niyet : güzel niyet, iyi düşünce
ihtivâ etme : içerme
intiba : izlenim
itibarıyla : açısından
keyfiyetçe : özellik, nitelik açısından
lâîn şeytan : Allah’ın rahmetinden mahrum olan şeytan
mâmul : -dan yapılmış
menba : kaynak
mest : kendinden geçmiş
muhterem : saygıdeğer
mühim : önemli
neşretmek : yayımlamak
nihayet : son
Ramazan-ı Şerif : mübarek Ramazan ayı
sâik : sevk eden, sürükleyen
semere : meyve; sonuç
tazyik : baskı
tesir : etki
yekdiğeri : bir diğeri
zât-ı âli : yüksek şahıs, siz
zevk-i mânevî : mânevî zevk

Geri