Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

Ahmed Hüsrev’in fıkrasıdır.

Bizi tarik-ı Hakta dolaştıran, mânevî yaralarımızı tedavi eden, hakikat uğrundaki düşüncelerimize bir kat daha metanet veren, bugünün şeytankârâne tehdidatına rağmen cesaretimizi takviye eden ve her hususta ruh ve kalblerimizi iman ve hakikat nuruyla nurlandıran ve sa’yimizde teşci eden ve Kur’ân-ı Hakîmin iki âyetini ihtivâ eden Otuz Birinci Mektubun Birinci ve İkinci Lem’alarını ve Yirmi Dokuzuncu Mektubun Sekizinci Kısmından İkinci Remzine ait mühim bir i’câzı da aldık, okuduk. Aldığımız mânevî feyzi, benim gibi yoksul bir talebenizin kalb ve kaleminin haddi değildir ki tarif etsin.

Kıymettar Üstadım, nasıl o Hâlık-ı Zülcelâle nihayetsiz bir minnettarlıkta bulunmayalım ki, aziz Üstadımızı vasıta kılarak, en büyük nimetlerini, pek ziyade muhtaç olduğumuz bir vakitte veriyor, bizi teselli ediyor. Hem memnun ediyor, hem de istikbalin nurlu yüzünü göstererek bizi o nura koşturuyor. Bir taraftan kardeşlerimizi çoğaltıyor, muhiblerimizi teksir ediyor. Maddî ve mânevî kuvvetlerimizi takviye ediyor. Diğer taraftan saâdet hazinelerinin anahtarlarını ellerimize veriyor. Ey aziz Üstadım, Cenâb-ı Hak sizden ebeden razı olsun.
Ahmed Hüsrev

• • •

( 125 )( 127 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Barla Lâhikası  ( 126 )  

Lügatler

Geri

âsâr-ı saire : diğer eserler
aziz : çok değerli
bilhassa : özellikle
Cenâb-ı Hak : Hakkın tâ kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah
def-i cû’ etme : açlığı giderme, doyma
ebeden : sonsuza kadar
envâr : nurlar
fakir : muhtaç anlamında, tevazu ifadesi olarak “ben” yerine kullanılan söz
feyiz : bereket, bolluk
fıkra : kısa yazı
hakikat : birşeyin aslı esası, gerçek mahiyeti
Hâlık-ı Zülcelâl : sonsuz haşmet sahibi ve her şeyin yaratıcısı olan Allah
i’câz : mu’cize oluş; bir benzerini yapmakta başkalarını aciz bırakma
ihtivâ eden : içine alan
istikbal : gelecek
kıymettar : kıymetli, değerli
Kur’ân-ı Hakîm : her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân
metanet : sağlamlık, kararlılık
minnettarlık : minnet duyma, yapılan bir iyiliğe karşı kendini borçlu hissetme
muhib : seven, dost, muhabbet eden
mühim : önemli
müstağrak kılma : daldırma, kendinden geçirme
nihayetsiz : sonsuz
nimet : iyilik, ihsan
nur : aydınlık
nurlandırma : aydınlatma, ışıklandırma
remiz : işaret
sa’y : çalışma
saâdet : mutluluk
şeytankârâne : şeytancasına
takviye etme : kuvvetlendirme, güçlendirme
tarik-ı Hak : herşeyi hakkıyla yaratan, varlığı hak olan ve her hakkın sahibi olan Allah’ın yolu
:
tehdidat : tehditler
teksir etmek : çoğaltmak
teshir : emir altında tutma
teşci eden : cesaretlendiren
vasıf : özellik
ziyade : çok, fazla

Geri