Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

Zeki’nin fıkrasıdır.

Ben istiyorum ki, bir an evvel bir yere çekileyim de, mesâiden hariç zamanlarımı, o ulvî ve mukaddes hazine-i hakikat ve âsâr-ı giran-bahâ hizmetinde devama başlayayım. Fakat bugünlük bu yüce emelimin husulünden, bizzarure ve bilmecburiye mahrum kalıyorum. Hiç olmazsa şu günlerde elimde, o mütalâası gönüllere ve kalblere bir safâ-yı sermedî ve câvidânî bahşeden kitab-ı kâinatın birer lem’ası ve birer nur-u timsâli olan eserlerinizden bir-iki tanesi elimde bulunsaydı, benim için nâ-kabil-i tarif bir sürur ve saâdet menbaı olacaktı ve ne bulunmaz bir nimet, ne ele geçmiş bir define olacaktı.

Çok zaman evvel Sabri Efendi ağabeyim, yeni çıkan kudsî ve esrarlı nurlardan, bir cüz’ü bâri olsun göndermek fikrinde olduklarını bildiriyorlardı. Galiba müsait vakit bulamadıklarından, yazıp gönderemediler. Hem bazı eserleri beraberimde getirmediğimden çok pişman oluyorum. Onlardan başkalarını istifade ettirmek fırsatını bulamazsam, mütalâa eder, mânen mücadeleye bir medar-ı kuvvet olurdu.

Netice itibarıyla, madem ki şimdilik o hazinelerden istifade edemiyorum; o halde, kendimi zararlı görmekte haklıyım. İnşaallah duanız himmetiyle, yakın bir zaman zarfında, o zararları telâfiye kâfi bir zaman ve bir fırsat ele geçer.

Bir ömr-ü mukadderden mâdud olan şu günlerim şükür ve hamdle geçmektedir. Bana öyle bir kanaat geldi ki, kalbimi yokladıkça, kalbim bu kanaati takviye ediyor; nefsimle mücadelede muzaffer olacağımı ümit ediyorum.

Aziz Üstadım, şu hicrana ve firaka, muvakkat olduğu için tahammül ediyorum. Ayrılığımız her ne kadar muvakkat olsa, yine beni müteessir ediyor. Bizzarûre mâlâyâni şeylere mâruz kaldıkça, “Âh” diyorum, “Üstadımın yanında olsaydım!” Ve kendi kendime, daha doğrusu kalbime ümit ve cesaret tavsiye ediyorum. Reddedilen bir arzu nasıl kesb-i şiddet ederse, emellerimin şimdilik husûle gelmemesiyle, iman ve emellerim de aynı nisbette kesb-i kuvvet ediyor, ruhum yükseliyor; kalbimde açılan pencereden, mânen daha serin ve daha geniş nefes alıyorum.
Zeki

• • •

( 126 )( 128 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Barla Lâhikası  ( 127 )  

Lügatler

Geri

âsâr-ı giran-bahâ : çok kıymetli, değeri yüksek olan eserler
aziz : çok değerli
bilmecburiye : mecbur olarak
bizzarure : ister istemez, zorunlu olarak
cüz’ : kısım, parça
define : hazine, gizli servet
esrarlı : sırlarla dolu
fıkra : kısa yazı
firak : ayrılık
hamd : Allah’a karşı şükür ve övgülerini sunma
hazine-i hakikat : hakikat hazinesi
hicran : acı
himmet : yardım
husul : meydana gelme
inşaallah : Allah dilerse
istifade etme : faydalanma
kâfi : yeterli
kanaat : görüş, fikir
kitab-ı kâinat : kâinat kitabı; bir kitap gibi yazılmış olan bütün âlem
kudsî : her türlü kusur ve noksandan uzak, kutsal
lem’a : parıltı
mâdud : addedilen, sayılan
mâlâyâni : anlamsız, faydasız
mânen : mânevî olarak
maruz kalma : tesiri altında kalma
medar-ı kuvvet : kuvvet kaynağı
menba : kaynak
mukaddes : her türlü çirkinlikten ve eksiklikten arınmış, kutsal
muvakkat : geçici
muzaffer olma : zafer kazanma, galip olma
mütalâa : dikkatle okuma, inceleme
müteessir etme : etkileme, üzme
nâ-kabil-i tarif : anlatılması mümkün olmayan
nefis : insanı kötüye yönelten duygu
nimet : iyilik, ihsan
Nurlar : Risale-i Nur
nur-u timsâl : yansımanın nuru, aydınlığı
ömr-ü mukadder : biçilmiş, belirlenmiş ömür
saâdet : mutluluk
safâ-yı sermedî ve câvidânî : kesintisiz ve sonsuz bir huzur, rahat
sürur : sevinç
şükür : Allah’a karşı minnet duyma, teşekkür etme
tahammül etme : katlanma
takviye etme : kuvvetlendirme, güçlendirme
telâfi : tamamlama, eksiği giderme
ulvî : yüce, büyük

Geri