Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

Ahmed Hüsrev’in bir fıkrasıdır.

Kıymetdar Üstadım;
Bugün Süleyman Efendi kardeşimle irsal buyurulan, biri dünyanın ömrünü izah eden bir mektupla, diğeri Hazret-i Yûnus Aleyhisselâmın duasının fezâilini gösteren Otuz Birinci Mektubun otuz bir lem’adan on birinci kısmının birinci kısmını aldık ve okuduk.

Sevgili Üstadım; bu kısım bizi o kadar mesrur etti ki, târifine muktedir değilim. Cenâb-ı Hak sizden ebeden razı olsun.

Bu risale kat’î bir varlıkla bu ümmete necat kapılarını açıyor. Ve bu zulümatlı günlerin avdet etmemek üzere veda etmekte olduğunu ihbar etmekle beraber, şakirtlerini hep birden ve bir ağızdan münacata davet ediyor.

Sevgili Üstadım; istikbalimizi nur deryasından fışkıran nücûm-misâl nurlarla aydınlatan ve bu kasvetli ve karanlıklı ve kâbuslu günlerimizde kat’î bir ümitle yaşatan ve herbir risalede lemeân eden yeni bir başka nurla yüzümüzü güldüren Cenâb-ı Vâcibü’l-Vücud Hazretlerine bîhisab şükrümüzü takdim ederken, sevincimizi katlayan Üstadımızın vürûduna sabırsızlıkla intizarımızı arz ederim, efendim.
Ahmed Hüsrev

• • •

( 129 )( 131 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Barla Lâhikası  ( 130 )  

Lügatler

Geri

avdet : geri gelme, dönme
aziz : çok değerli
beyan etme : açıklama, anlatım
bîhisab : hesapsız
Cenâb-ı Hak : Hakkın tâ kendisi olan, şeref ve yücelik sahibi Allah
Cenâb-ı Vâcibü’l-Vücud : varlığı zorunlu olan, var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı olmayan Allah
cihet : yön, taraf
ebeden : ebedi olarak, sonsuza kadar
fevkinde : üstünde
hakaik : hakikatler, gerçekler
hasenat : iyi ameller, hayırlar
hasene : iyilik, sevap
ihbar etme : haber verme
intizar : bekleme
istikbal : gelecek
kasvet : katılık, kalp katılığı
kat’î : kesin
külliyat : bütün fertler, bütün türler
lâyuhtî : hatasız, yanlışsız, yanılgısız
lemeân eden : parlayan, parıldayan
mesâil : meseleler
mesrur : mutlu
muîn : yardımcı
muktedir : gücü yeten
münacat : dua, Allah’a yakarış
müşavir : istişare edilen, kendisinden fikir sorulan
necat : kurtuluş
nev’inden : türünden
Nur deryası : Risale-i Nur
nücûm-misâl : yıldızlar gibi, yıldızlara benzer
sair : diğer
seyyie : kötülük, hata
sünuhat-ı ilhâmiye : ilhamla akla gelenler
şakirt : öğrenci
şükür : Allah’a karşı minnet duyma, teşekkür etme
tafsilât : ayrıntılar
umumiyetle : genellikle
vürûd : gelme, ulaşma
zulümatlı : karanlık

Geri