Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

Re’fet Beyin bir fıkrasıdır.

Aziz ve muhterem Üstadım efendim;
Sözler’in ve Mektubat’ın ve Pencerelerin fihristesi o kadar güzel olmuş ki, bir defa sathî bir nazar atfeden kimse, Risaleti’n-Nur eczâlarının kıymet ve ehemmiyeti hakkında yek nazarda bir fikir edinebilir. Bu fihriste umum risalelere bedeldir. Hiçbir müellif, yazmış olduğu yüz yirmi kadar kitabının herbirisinin hülâsa-i meâlinden ve bilhasa metnindeki âyâtı, birer birer münasip ve manidar bir tarzda tâdâd etmek suretiyle risalelerin gayatından ve mahiyetinden bahsetmek şartıyla, böyle ehemmiyetli dört risaleyi vücuda getiremez. Fihristenin bâriz bir vasfı daha var ki, o da kendi ihtiyarınızla olmayıp, sünuhat-ı kalbiye ile olduğunu ispat ediyor. Biz bu halleri gördükçe, sizin gibi bir Üstada nâiliyetimizden dolayı Rabbimize çok şükür etmekteyiz.
Re’fet

• • •

( 167 )( 169 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Barla Lâhikası  ( 168 )  

Lügatler

Geri

asel-i musaffâ : süzülmüş, saf bal
âyât : âyetler
aziz : çok değerli
bahtiyar : talihli, mutlu
bâriz : açık, belli
bedbaht : talihsiz, bahtsız
bilhassa : özellikle
ders-i hakaik : hakikatler dersi
eczâ : kısımlar, bölümler
ehemmiyet : değer, önem
ekmel : en mükemmel
feyiz : mânevî bereket, bolluk
fıkra : bir meseleyle ilgili kaleme alınan yazı
fihriste : içindekiler
gayat : gayeler
hakaik : hakikatler, gerçekler
hâvi olan : içine alan
hikmet : bir gaye ve faydaya yönelik olarak, tam yerli yerinde olma
hülâsa-i meâl : açıklamanın özeti
ihtiyar : istek, irade
mahiyet : temel nitelik, özellik
mânâlı : anlamlı
manidar : mânâlı, anlamlı
muhterem : saygıdeğer
muvaffak olma : başarma
müellif : yazar
münasip : uygun
nâiliyet : ermek, erişmek
nazar atfetme : bakma, dikkat etme
nazar : bakış
nev’inden : türünden
nihayet : son
Rab : herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah
risale : küçük çaplı kitap; Risale-i Nur’un her bir bölümü
Risaleti’n-Nur : Risale-i Nur’un diğer bir adı
sathî : sığ, yüzeysel
serâpâ : baştan ayağa
suret : şekil, biçim
sünuhat-ı kalbiye : Allah’ın yardımıyla kalbe gelen mânâlar
şükür etmek : Allah’a karşı minnet duymak, teşekkür etmek
tâdâd etmek : saymak
umum : bütün
vasıf : özellik
vücuda getirme : meydana getirme
yek : tek, bir

Geri