Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

Ahmed Hüsrev’in fıkrasıdır.

Sevgili Üstadım;
Bu fakir talebenize teselli veren mektubunuzu aldım ve ba’de’t-takbil okudum. Ruhumda hasıl olan mânevî yaraların ıztıraplarıyla çok müteellim olurdum. Herşeyden ziyade hürmet ettiğiniz ve ehemmiyeti dolayısıyla pek fazla itina ettiğiniz şeâir-i diniyemize ve sizi severek, hâhişle, fîsebîlillâh emirlerinize itaat ederek size koşan talebelerinize sed çekmek suretiyle yapılan denâete ruhum sabredemiyordu. Bir an evvel Hâlıkına ulaşmak isteyen ruhumda, azîm bir galeyan hissediyordum. Diğer taraftan da sizden malûmat alamadığım için, ıztırapların altında fevkalhad eziliyordum. Zâlimlerin kahrı için dergâh-ı İlâhîye iltica etmekle tesellî bulmak isterken, işte bu mektubunuz, kaza ve kadere razı olmak suretiyle tesellî ihsan ediyordu. Ben de 1 سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا diyerek kahır talebinde bulunmayı bırakıyorum.

Ey sevgili ve müşfik Üstadım; Her an duanıza muhtaç talebeniz, kendi hesabıma düşünürsem, ruhen bir parça istirahat ediyorum. Fakat Üstadım ve kardeşlerim hesabına düşünürsem, ıztırabım, ye’sim birden bine çıkıyor, ruhum feverân ediyor, yine Cenâb-ı Hak hesabına, itaat etmek istemiyor.

Aziz Üstad; Âlem-i İslâma indirilen o azîm darbeler, âlem-i İslâm hesabına sizin omuzlarınıza isabet ettiğini biliyorum. Böyle olmakla beraber, ulvî ruhunuz, âli hamiyetiniz, hadden efzûn sabrınız, daha pek çok ve pek güzel hasletleriniz üzerinde en bâriz izleri gözüken şefkatiniz, zâlimler hakkında da hayır dua etmek oluyor.
Talebeniz
Ahmed Hüsrev

• • •

( 181 )( 183 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Barla Lâhikası  ( 182 )  

Lügatler

Geri

âlem-i İslâm : İslâm dünyası
âli : yüce
azîm : büyük
aziz : çok değerli, izzetli
ba’de’t-takbil : aldıktan sonra
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah
denâet : alçaklık, aşağılık
dergâh-ı İlâhîye : Allah’ın dergâhı, kapısı
ehemmiyet : değer, önem
evvel : önce
fakir : muhtaç anlamında, tevazu ifadesi olarak “ben” yerine kullanılan söz
feverân : köpürme, coşma
fevkalhad : haddinden fazla, pek çok
fıkra : kısa yazı
fîsebîlillâh : sırf Allah için, Allah yolunda
galeyan : coşup taşma
hâhiş : istek, arzu, isteyiş
Hâlık : herşeyin yaratıcısı olan Allah
hamiyet : din ve vatan gibi kutsal değerleri ve kendi yakınlarını koruma duygusu ve gayreti
hasıl olan : meydana gelen
hürmet etme : saygı gösterme
ıztırap : sıkıntı, acı duyma
ihsan : bağış, ikram, lütuf
iltica etmek : sığınmak
itaat etmek : emre uymak
itina : bir işi yaparken gösterilen özel dikkat
kader : Allah’ın meydana gelecek hâdiseleri olmadan önce bilmesi, takdir etmesi, plânlaması
kahr/kahır : Allah’tan zâlimlere azap vermesini dileme, büyük eziyet
kaza : olacağı Allah tarafından bilinen ve takdir olunan şeylerin zamanı gelince yaratılması
malûmat : bilgiler
müşfik : şefkatli
müteellim olma : elem, acı çekme
sed çekmek : engel koymak
suret : şekil
şeâir-i diniye : İslâma sembol olmuş iş ve ibadetler
teselli : kederli ve gamlı olan bir kimseyi söz ve nasihatle rahatlatmak
ulvî : yüksek, yüce
ye’s : ümitsizlik
ziyade : çok, fazla

Geri

Dipnotlar

Geri

1 : “İşittik ve emrine uyduk.” Bakara Sûresi, 2:285.

Geri