Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

بِاسْمِهِ - وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ 1

اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ حُرُوفِ الْقُرْاٰنِ وَ اَسْرَارِهَا 2

Ey bu dâr-ı fânide medar-ı tesellîlerim, bu diyar-ı gurbette enîslerim ve esrar-ı Kur’âniyede beni iştiyaklarıyla konuşturan zeki, ferasetli muhataplarım!

Sizlere, yalnız bir-iki dakika temâşâ etmekle, ne derece acınacak bir halde, nâkıs bir hatla çalıştığımı ve sizin kıymettar kalemleriniz, ne kadar bana ehemmiyetli olduğunu ihsas etmek için, kendi hattımla tashihsiz bir fihriste-i huruf göndermiştim. Halbuki, sizler bir-iki dakika değil, saatlerce baktınız ve günlerce zaptettiniz. Bundan anladım ki, siz ona fazla merak ediyorsunuz. Onun için size o listenin tebyizini gönderiyorum. İsterseniz kendinize bir suret alırsınız.

Fakat bunu biliniz ki, bu fihriste muvakkat bir me’haz olmak için takribî bir tarzdadır. Ben kolaylık için, kısmen eski mahfuzatıma, kısmen iki mikyasla dokuz saatte perişan hattımla yazmıştım. Sonra anladım ki, bu vadide bir tefsir köyümüzde var. O tefsiri getirdik, mukabele ettik. Ekseriyet-i mutlakayla tevafuk etmişiz, birkaç büyük yekûnlarda, on-on beş küçük yerlerde muhalefet oldu. Tahkikat neticesinde, tefsirin matbaa ve müstensihlerin eser-i sehvi olarak muhalefet olmuş. İki üç yerde müsvedde listemizi tashih ettik. Sonra o tashihimizin yanlış olduğunu anladık, daha listemizi değiştirmedik. Matbaa hatâsı olarak tefsir tashihe muhtaç zannettik, fakat edemedik. Çünkü, sahibi büyük bir müdakkik ve matbaa da Câmiü’l-Ezher yanında ve kurbünde, Ezherî ulemâsının nazarı altında olduğundan tashihe cür’et edemedim.

Aynı tefsiri, tebyizle beraber gönderiyorum. Ona bakarsınız; fakat tenkide uğraşmayınız. Çünkü benim listem takribîdir, daha tahkikî yapmadım. Tefsir ise, çoğunda rivayete istinad eder. Hem bazı Sûre-i Mekkiyede Medenî âyetler girmiş. Belki hesaba dahil etmemiş. Meselâ, Sûre-i Alâk’ta hurufu yüz küsur demiş. Muradı, en evvel nâzil olan nısf-ı evveldir. O doğru söylemiş. Ben ise, eski mahfuzatıma istinaden mecmu-u sûreyi zannettiğim için onun savabında hatâ etmişim.

Hem tevafuktaki esrar, küllî yekûnlara bakar. Takribî fihriste bize kâfidir. Kenzü’l-Arş’ın üç nüktesinde yazılan tevafukat, küsuratın değişmesiyle değişmezler. Belki büyük yekûnların değişmesiyle dahi o tevafukat bozulmaz. Meselâ, Sûre-i Kehf ile otuz dokuz sûre, bin adedinde ittifak ediyorlar. Bir-iki tane bin adedini kaybetse, o mühim tevafuk bozulmaz. Ve hâkeza... Küsuratın çendan esrarı var, daha bize tamamıyla açılmadı. İnşaallah açıldığı vakitte fihriste dahi tahkikî bir surete girecek.
Said Nursî

• • •

( 229 )( 231 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Barla Lâhikası  ( 230 )  

Lügatler

Geri

cür’et : cesâret
dahil etme : katma
ehemmiyetli : önemli
ekseriyet-i mutlaka : çoğunluk
eser-i sehiv : hata sonucu
esrar : sırlar
evvel : önce
Ezherî ulemâ : Ezher Üniversitesi âlimleri
fihriste : içindekiler, özet
fihriste-i huruf : alfabetik diziliş
hat : yazı
huruf : harfler
ihsas etmek : hissettirmek
istinad etme : dayanma
istinaden : dayanarak
ittifak etme : birleşme
kâfi : yeterli
kurb : yakın
küllî : bütün fertleri içine alan kapsamlı tür
küsur : artan
küsurat : artan kısımlar
mahfuzat : hafızada olanlar
me’haz : kaynak
mecmu-u sûre : sûrenin tamamı
Medenî : Medine döneminde nâzil olan, inen sûre
mikyas : ölçü
muhalefet : farklı olma
mukabele etme : karşılaştırma
murad : irade edilen, istenen
muvakkat : geçici olarak
müdakkik : dikkatli
müstensih : yazarak çoğaltan
müsvedde : karalama, ilk nüsha
nâzil olan : inen
nısf-ı evvel : ilk yarı
nükte : ince anlamlı söz
rivayet : bir sözü nakletme
savab : doğruluk
Sûre-i Alâk : Kur’ân’ın 96. sûresi olan Alâk Sûresi
Sûre-i Kehf : Kur’ân’ın 18. sûresi olan Kehf Sûresi
Sûre-i Mekkiye : Mekke döneminde nâzil olan, inen sûre
suret : kopya
tahkikat : araştırmalar
tahkikî : araştırarak ve kesin delillere dayanarak
takribî : yaklaşık olarak
tashih : düzeltme
tebyiz : müsveddeyi temize çekme
tefsir : Kur’ân’ın mânâ bakımından açıklayan, yorumlayan eser
tenkid : eleştirme
tevafuk : uygunluk, denk gelme
tevafukat : tevafuklar
yekûn : bütün, toplam miktar
zaptetmek : tutmak

Geri

Dipnotlar

Geri

1 : Allah’ın adıyla. “Hiçbir şey yoktur ki Onu övüp tesbih etmesin.” İsrâ Sûresi, 17:44.
2 : Kur’ân’ın harfleri ve esrarı adedince, Allah’ın selâmı, rahmet ve bereketi üzerinize olsun.

Geri