Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

30 Mayıs 1934 Çarşamba

بِاسْمِهِ - وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ 1

اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ 2

Aziz, sıddık, müdakkik, meraklı kardeşim Re’fet Bey; Senin bende bir üstadın, bir kardeşin, bir dostun var. Üstadını her risale içinde görüp görüşürsün. Kardeşini sabah akşam dergâh-ı İlâhîde, mânen ve hayâlen, o seni duayla gördüğü gibi, sen de onu o suretle görebilirsin. Bendeki dostunu görebilmek için, buraya gelmekle zahmet çekme. Çünkü, o dostun ziyarete liyakati yoktur. O bir, siz çoksunuz. İnşaallah o gelir, sizi orada ziyaret eder.

3وَلَيْسَ الذَّكَرُ كَاْلاُنْثٰى âyetine dair şimdi cevap vermeye vaktim müsait değil. Sıhhatini bilmiyorum, fakat rivayet ediliyor ki: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş ki: “Oğlan çocuğunu seviniz.” Demişler, “Kızları niçin istisna ettin?” Ferman etmiş ki: “Kızlar kendi kendini sevdirirler, onlar fıtraten sevimlidirler.” 4

Evet, kız, şefkat ve cemâlin mazharı olduğundan, erkek çocuğundan daha ziyade sevilir. Bâhusus bu zamanda ebeveyn hakkında kızlar daha mübarektir. Çünkü, tehlike-i diniyeye çok mâruz olmuyorlar.

İkinci sualin: İbrahim Hakkı, “Cû’ İsm-i Âzamdır” demesinin muradını bilmiyorum. Zahiren mânâsızdır, belki de yanlıştır. Fakat ism-i Rahmân madem çoklara nisbeten İsm-i Âzam vazifesini görüyor. Mânevî ve maddî cû’ ve açlık, o İsm-i Âzamın vesile-i vüsulü olduğuna işareten, mecazî olarak, “Cû’ İsm-i Âzamdır, yani bir İsm-i Âzama bir vesiledir” denilebilir.

Mübarek hanenizdeki mâsumlara dua ve ders arkadaşlarına umumen selâm ediyorum.
5اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Kardeşiniz
Said Nursî

• • •

( 268 )( 270 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Barla Lâhikası  ( 269 )  

Lügatler

Geri

Aleyhissalatü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
bâhusus : özellikle, bilhassa
cemâl : güzellik
cû’ : acıkma, açlık
ebeveyn : anne-baba
ferman etme : buyurma
fıtraten : yaratılış bakımından
hane : ev
Aziz : çok değerli, izzetli
sıddık : çok doğru ve bağlı
müdakkik : dikkatli
dergâh-ı İlâhî : Allah’ın rahmet kapısı
mânen : mânevî olarak
inşaallah : Allah dilerse, izin verirse
İsm-i Âzam : Allah’ın bin bir isminden en büyük ve mânâca diğer isimleri kuşatmış olanı
ism-i Rahmân : Allah’ın Rahmân ismi; kullarına karşı sınırsız rahmet sahibi olduğunu ve rahmetinin eserleri dünya ve âhireti doldurduğunu bildiren ismi
istisna etme : ayırma, ayrı tutma
liyakat : lâyık olma
mâsum : günahsız, suçsuz
mazhar : nail olma, erişme
mecaz : gerçek anlamı dışında başka bir mânâyı anlatan söz
murad : irade edilen, kast
mübarek : bereketli, değerli
nisbeten : göre, oranla
Resul-u Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
rivayet etme : bir sözü nakletme
sıhhat : sağlamlık, doğruluk
suret : biçim, şekil
tehlike-i diniye : dine gelebilecek tehlike
umumen : bütünüyle
vesile : aracı
vesile-i vüsul : kavuşma sebebi
zahiren : görünüş itibariyle
ziyade : çok, fazla

Geri

Dipnotlar

Geri

1 : Allah’ın adıyla. “Hiçbir şey yoktur ki Onu övüp tesbih etmesin.” İsrâ Sûresi, 17:44.
2 : Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
3 : “Erkek çocuk kız gibi değildir.” Âl-i İmrân Sûresi, 3:36.
4 : Süyûtî, el-Hâvî li’l-Fetâvâ, 2:308; el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, 1:54. (Hadis âlimlerine göre merfû bir senedinin bulunamadığı zikredilmekle birlikte, kaynaklarda hadis olarak kaydedilmiştir.)
5 : Bâkî olan sadece Odur.

Geri