Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

2وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ1بِاسْمِهِ

Aziz, sıddık, mübarek kardeşlerim; Sizlerin bu bayram mânevî hediyeniz, bayramımı öyle bir tebrik etti ki, binler kederim olsaydı silerdi. Bin bârekâllah! Böyle bir zamanda böyle ihlâslı sadakat, liveçhillâh uhuvvet ve fisebîlillâh muavenet, ancak âlî-himmet sıddîkinlerde bulunur. Hâlık-ı Zülcelâle hadsiz hamd ve şükür olsun ki, sizin gibileri, Kur’ân-ı Hakîme hâdim ve Risale-i Nur’a şakirt eylemiş.

Hüsrev kardeş; Senin, umum kardeşlerin namına bayram tebriki hesabına, başta Kur’ân’ın baştaki çok şirin ve güzel cüzleri olarak Mektubat’ın kısm-ı âzamını hediye etmekliğiniz, bin tebrik hükmünde oldu. Bin Bârekâllah!

Küçük Ali kardeşim; Senin, büyük mânevî hediyen beni cidden şaşırttı, çok mütehayyir etti. O mükemmel yazılar, Büyük Ali’nin, yoksa Küçük Ali’nin mi, bilemedim. Benim için yeniden dünyaya bir Abdurrahman, bir Lütfü gelmiş gibi, Büyük Hâfız Ali’nin sisteminde bir kahraman yardımcı ve iki mübarek ve hâlis ve kıymettar Mustafa’ların elinde bir elmas kılıç, buranın fethinde benim gibi bir âcizin muavenetine koşuyor gördüm. Mâşâallah, büyük Hâfız Ali’nin nuranî ve büyük fabrikası Kuleönü’nü de içine almış gibi, aynı kalem, aynı tarz, aynı iktidar göstermişsin. Risale-i Nur’un tam kametine yakışacak nakışlar, murassâ elbise giydirmişsiniz.
• • •

( 13 )( 15 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Kastamonu Lâhikası  ( 14 )  

Lügatler

Geri

âciz : güçsüz, kuvvetsiz
âmin : “Allah’ım kabul eyle”
aziz : izzetli, çok değerli, saygın
dostâne : dostça
ebeden : devamlı olarak, sonsuza kadar
ecel : ölüm zamanı
fedakâr : kendini bir hizmete adayan; davası uğrunda değerli şeylerini gözden çıkarabilen
feth : açma, gönülleri hakikatlere açma
hadsiz : sonsuz, sınırsız
Hâlık-ı Rahîm : Merhametli Yaratıcı; sonsuz merhamet ve şefkat sahibi ve herşeyin yaratıcısı olan Allah
hâlis : ihlâslı, içten, samimi
iktidar : kuvvet, güç
inşirah : ferahlanma, sevinme
kamet : boy, endam
kıymettar : kıymetli, değerli
lâtif : ince, hoş, güzel
mâşaallah : Allah dilemiş ve ne güzel yapmış ve Allah nazardan saklasın gibi anlamlara gelen ve beğeniyi ifade etmek için kullanılan bir söz
medâr-ı teessüf : üzüntü sebebi
mevt : ölüm
muavenet : yardımlaşma
mukabil : karşılık
murassâ : süslenmiş
muvaffakiyet : başarı
mübarek : hayırlı, değerli
mütehayyir etme : hayrete düşürme
nâşir : neşreden, yayan
Risaletü’n-Nur : Risale-i Nur’un diğer bir adı
sebatkâr : sebat eden, kararlı
sıddık : çok doğru ve bağlı
şükür : nimetlere karşı memnunluk gösterme, Allah’a teşekkür etme
tahattur : hatırlama
takdir : beğeniyi dile getiren ifade
teberrük : bereket vesilesi
ziyade : çok, fazla
âlem-i İslâm : İslâm dünyası
âlî-himmet : çok gayretli ve hamiyetli
aziz : izzetli, çok değerli, saygın
bârekâllah : Allah hayırlı ve mübarek kılsın anlamında, beğeniyi ifade etmek için kullanılan bir söz
cânip : taraf
cüz : bölüm, kısım; Kur’ân’ın ayrıldığı otuz bölümden herbiri
dağdağalı : sıkıntılı, tereddütlü
evvel : önce
fisebîlillâh : Allah yolunda, karşılık beklemeksizin
galibâne : galip gelecek şekilde
hâdim : hizmetçi
hadsiz : sonsuz, sınırsız
Hâlık-ı Zülcelâl : sonsuz büyüklük ve azamet sahibi olan herşeyin yaratıcısı Allah
hamd : övgü, teşekkür
hikmet : sebep, sır, gaye
ihlâs : ibadet ve davranışlarda sadece Allah rızasını gözetme; samimiyet
iltizam : taraf tutma
keder : sıkıntı, üzüntü
kısm-ı âzamı : büyük bir kısmı
Kur’ân-ı Hakîm : her âyet ve sûresinde sayısız hikmet, fayda ve gaye bulunan Kur’ân
liveçhillâh : Allah için, Allah adına
mevaki-i mübareke : mübarek yerler
mimsiz medeniyet : “deniyet”, aşağılık
muavenet : yardımlaşma
muzaaf : katmerli, kat kat
mübarek : hayırlı, değerli
mümânaat : engel olma
nam : ad
nazar : bakış
sadakat : bağlılık, sebat
selâmet : esenlik, güvenlik
sıddık : çok doğru ve sadık
sıddıkîn : daima doğruluk üzere olan ve Allah’a ve peygambere bağlı yaşayan büyük insanlar
suret : biçim, şekil
şakirt : öğrenci, talebe
şükür : nimetlere karşı memnunluk gösterme, Allah’a teşekkür etme
tatbik : kullanma, uygulama
teşmil : içine alma, kaplama
uhuvvet : kardeşlik
umum : bütün
zahir : açık, âşikar

Geri

Dipnotlar

Geri

1 : Allah’ın adıyla.
2 : “Hiçbir şey yoktur ki Onu övüp Onu tesbih etmesin.” İsrâ Sûresi, 17:44.

Geri