Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

2وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ1بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ

اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ حُرُوفَاتِ مَاۤ اَرْسَلْتُمْ لَنَا 3

Aziz kardeşlerim; Âhirzamana işaret eden hadîsin âhirinde:

4مَثَلاً كَلِمَةً طَيِّبَةً كَشَجَرَةٍ طَيِّبَةٍ âyetine dâir iki dakika içinde ve hadisin işaretini tashih ânında, âni olarak mücmelen hatıra gelen işaret-i gaybiyenin gayet acelelikle tevafuk-u cifrîsinde, zararsız bir küçük sehiv vuku bulmuştu. O vakitten beri daha ona dikkat etmemiştim.

Bu defa, cidden ve hakikaten mübarekler heyetinin cem’ ve telif ettikleri Lâhika Risalesinin o âyete dair fıkranın kitabetinde bir kasdî sehiv gördüm. O ihtardârâne kasdî sehiv, benim kusurkârâne sehvimi bildirdi. O çok müdakkik ve çok mübarekler heyetine beni çok minnettar ve mesrur eyledi. Şöyle ki: 5كَلِمَةً طَيِّبَةً makamı, bin iki (1002) diye sehven yazılmıştı. ط sayılmamış; doğrusu bin on birdir (1011). Risaleti’n-Nur’un makamına on üç farkla tevafuk etmekle beraber, izafeden tavsife geçse 6رِسَالَةٌ نُورِيَّةٌ olur. Bir ى ve ilâve olur ve şedde gider, bir ن noksan olur. Fakat 7طَيِّبَةً'deki tenvin, bir derece vakf olduğundan sayılmazsa, tam tamına bir tek farkla medde sayılmazsa, farksız olarak tevafuk eder.

Hem, mânâ cihetiyle iki âyet, iki cereyana işaretleri ve münasebetleri ve tetabukları çok kuvvetli bulunduğundan, nâkıs bir tevafuk ve zaif bir emare dahi kâfidir. Hem böyle makamlarda, böyle büyük yekûnlerde bu gibi küçük farklar zarar vermez. Ben tahmin ederim, bu sehiv, beşinci âyetin işaretindeki sehiv gibi ehemmiyetli bir kısım işârât-ı gaybiyenin anahtarı olacak. Ve bu muazzam âyet, otuz üçüncü âyet olmasına bir işaret idi. İnşaallah istikbalde bir kardeşimiz o hazineyi açacak.
• • •

( 37 )( 39 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Kastamonu Lâhikası  ( 38 )  

Lügatler

Geri

âhir : son
âhirzaman : dünya hayatının kıyamete yakın son devresi
aziz : çok değerli, izzetli, saygın
cem’ etme : bir araya getirme, toplama
fıkra : bölüm, kısım
hadîs : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübarek söz, fiil ve hareketi veya onun onayladığı başkasına ait söz, iş veya davranış
hakikaten : gerçekten
ihtardârâne : ikaz eder gibi
işaret-i gaybiye : bilinmeyen veya gelecekte olacak bir olaya yapılan işaret
izafe : isnat etme, dayandırma
kasdî : bilerek, isteyerek yapılan
kitabet : yazım
kusurkârâne : kusurlu bir şekilde
mesrur eyleme : sevindirme, mutlu etme
minnettar : bir iyiliğe karşı kendini borçlu hissetme
mücmelen : kısaca, özetle
müdakkik : dikkatli, inceden inceye araştıran
Risaleti’n-Nur : Risale-i Nur’un diğer bir adı
sehiv : hata
sehven : yanlışlıkla
şedde : Arapça’da, üzerinde bulunduğu harfi iki defa okutan işaretin adı
tashih : düzeltme
tavsif : vasıflandırma, anlatma, bildirme
telif etme : yazma, kaleme alma
tenvin : Arapça’da, kelimenin sonunu “un, in, en” şeklinde okutan işaretin adı
tevafuk etmek : anlamlı bir şekilde uygun düşmek, denk gelmek
tevafuk-u cifrî : harflerin sayı değerleri bakımından ortaya çıkan tevafuk, uygunluk
vakıf : durak; tecvitte “durmak” anlamına gelir
vuku bulma : meydana gelme

Geri

Dipnotlar

Geri

1 : Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah’ın adıyla.
2 : “Hiçbir şey yoktur ki Allah’ı hamd ile tesbih etmesin.” İsrâ Sûresi, 17:44.
3 : Bize gönderdiklerinizin harfleri adedince Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun.
4 : “Kelime-i tayyibeyi (güzel ve hoş sözü) Allah nasıl hoş bir ağaca benzetmiştir ki...” İbrahim Sûresi, 14:24.
5 : “Kelime-i tayyibe (güzel ve hoş söz).” İbrahim Sûresi, 14:24.
6 : Risale-i Nur’un diğer adı.
7 : “Güzel, hoş.” İbrahim Sûresi, 14:24.

Geri