Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

Aziz, sıddık kardeşlerim; Bu tarafta yol kapandı, posta gelmiyordu. Sizlerden gelecek bir mektup veya bir risaleyi bekliyordum. Şimdi, ruhuma bir ihtarla, daha beklemeyerek, burada hüsn-ü tesirini gösteren üç parçayı gönderiyorum. Mâsumların ve ümmî mübareklerin ve ihtiyarların ve kahraman Tâhirî’nin nüshaları daimî bir tarzda fütuhat yapıyorlar. Yalnız cüz’î bir kaç parçayı tashih ederken zahmet çektim. Fakat o zahmet, bana tatlı geliyordu. Hem aynı rahmet oldu. Beni de o mâsum ve mübareklerin kafilesine dahil ederek, benim hattıma benzedikleri için, kendim o parçaları yazmışım gibi tam sahip oldum. Eğer ben yazsaydım, aynen onlar gibi olurdu.

• • •

( 82 )( 84 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Kastamonu Lâhikası  ( 83 )  

Lügatler

Geri

a’mâl-i saliha : dinin emir ve yasaklarına uygun davranışlar
aziz : çok değerli, izzetli, saygın
cüz’î : az, küçük, ferdî
düstur : kural, prensip
ehl-i salâhat : takva sahipleri, sâlih kimseler
fütuhat : fetihler, zaferler
hakikat : gerçek, doğru
hakikî : asıl, gerçek
hâlis : içten, samimi
hitaben : hitap ederek, seslenerek
hüsn-ü tesir : güzel etki
ihbar : haber verme
ihtar : hatırlatma, ikaz
iman-ı tahkîki : hakiki iman; inandığı şeylerin aslını, esasını bilerek inanma
iştirâk-i a’mâl-i uhrevî : âhirete âit işlerde mânen ortak olma
keramet-i gaybiye : gelecekten haber veren keramet
kerametkârâne : kerametli bir şekilde, keramet gösterircesine
kıymettar : kıymetli, değerli
lisan : dil
makbul : kabul gören, geçerli
mâsum : günahsız, suçsuz
misil : benzer, eş değer
mukabil : karşılık
mübarek : uğurlu, hayırlı
nüsha : kopya
Radıyallahu Anh : “Allah ondan razı olsun”
:
rahmet : ihsan, bağış
risale : küçük çaplı kitap; Risale-i Nur’un her bir bölümü
sadakat : bağlılık, doğruluk
sadık : bağlı, doğru
sebat : kararlılık
sebatkâr : sabit duran, kararlı
sıddık : çok doğru ve sadık
şakirt : talebe, öğrenci
şehadet : şahitlik, tanıklık
tahsinkârâne : överek, güzel bularak
takdirkârâne : takdir ederek
tashih : düzeltme
teşvikkârâne : teşvik ederek
ümmî : tahsil görmemiş, okuma yazma bilmeyen

Geri