Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

2وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ1بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ

اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ حُرُوفِ مَاكَتَبْتُمْ وَطَبَعْتُمْ 3

Aziz, sıddık, muktedir, müteyakkız kardeşlerim; Sizin mübarek leyâli-i aşerenizi ve Kurban Bayramınızı tebrik ederiz. Nur fabrikası sahibi Hâfız Ali’nin haşr-i cismanî hakkındaki hatırına gelen mesele ehemmiyetlidir ve mektubun âhirindeki temsili, gayet güzel ve manidardır. O hatırayla, Dokuzuncu Şua’nın mukaddeme-i haşriyeden sonraki dokuz burhan-ı haşriyeyi istiyor diye anladım. Fakat, maatteessüf, bir iki senedir telif vazifesi tevakkuf etmiş. Risale-i Nur’un mesâili, ilimle, fikirle, niyetle ve kastî bir ihtiyarla değil; ekseriyet-i mutlakayla sünuhat, zuhurat, ihtârât ile oluyor. Bu dokuz berahine şimdi ihtiyac-ı hakikî kalmamış ki, telife sevk olunmuyoruz.

Evet, erkân-ı imaniye içinde iman-ı billâh ve iman-ı bi’l-yevmi’l-âhir âlem-i İslâmiyetin iki kutbu ve iki güneşidir.

Birincisini: Risale-i Nur, tamamıyla burhanlarını izah etmiş.

İkinci kutup ise: Kısmen müstakil olarak Onuncu Söz, Yirmi Dokuzuncu Söz, Yirmi Sekizinci Söz, hususan cismanî lezzetlerin ispatında ve mukaddeme-i haşriye gibi risalelerde gayet kuvvetli haşr-i cismanîyi ispat etmiş, muannitleri de susturmuş. Ve iman-ı billâh gibi, bu dünyadaki mevcudat, zahir bir surette onu göstermediğinden, kısm-ı ekserîsi ise, sâir erkân-ı imaniye içinde haşri, kuvvetli bir surette ispat eder.

Ezcümle: Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın hakkaniyetini ispat eden bütün hüccetleri, ikinci derecede haşr-i cismanîyi, binler âyât-ı Kur’âniyenin tasvir ve izahatlarıyla ispat ediyor. Acaba, Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın mu’cizâne Cennetin lezâiz-i cismaniyesinden bahisleri ve izahları derecesinden, daha başka bir izaha lüzum kalır mı?

Hem Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın hakkaniyetini ispat eden bütün mu’cizeleri, hüccetleri ikinci derecede haşr-i cismanîyi ve Cennet ve Cehennemin lezâiz ve âlâm-ı cismanîsini harika belâgatiyle tasvir ve izah ediyor. Ve o izahtan sonra, daha izaha ihtiyaç kalır mı?

Hem Cenâb-ı Hakkın vücub-u vücudunu ve rahîmiyet ve hakîmiyetini ve ilim ve kudretini ve âdiliyet ve hafîziyetini ve sıfât-ı kudsiyesini ispat eden bütün burhanlar, hüccetler, bir cihette haşri ispat ettiği gibi; rububiyetin muktezası olan irsal-i rusul ve inzâl-i kütüp cihetiyle, hem risalet-i Muhammediyeyi (a.s.m.) istilzam; hem Kur’ân, onun konuşması ve kelâmı olmadığını ve kelâmullah olduğunu ispat etmekle, haşr-i cismanîyi tafsilâtıyla bu iki noktadan yine ispat ediyor.

Elhasıl: Risale-i Nur’da iman-ı billâh ve iman-ı bi’l-yevmi’l-âhir olan iki kutb-u imanî, tam birbirine müsavi gelecek bir derecede ispat edilmiş. Yalnız bu kadar var ki, haşr-i cismanî kısmen sarîhan ve kısmen zımnî ve tebe’î ispat edilmiş. Çünkü bu âlem-i şehadet, Sâniini gayet sarih ve zâhir gösteriyor ve haşri, zımnî ve perdeli haber verir. İnşaallah bir zaman, Risale-i Nur’un şakirtlerinden birisi veya birkaç tanesi, o dokuz makamı ve berahini telif edecek ve mukaddeme-i haşriyenin başındaki âyât-ı âzamın dokuz fıkrasının hazinelerini, Risale-i Nur’da münteşir haşr-i cismanî berahiniyle ve kalblerine gelen sünuhat ve ilhamat ile açıp, Dokuzuncu Şuayı Onuncu Sözden daha parlak, daha kuvvetli bir tarzda tekmil edecek. Bütün kardeşlerimize birer birer selâm ve bayramlarınızı tebrik ediyoruz.
Said Nursî

• • •

( 130 )( 132 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Kastamonu Lâhikası  ( 131 )  

Lügatler

Geri

âhir : son
âlem-i İslâmiyet : İslâm âlemi
aziz : çok değerli, izzetli, saygın
berahin : güçlü deliller
burhan : delil, kanıt
burhân-ı haşriye : haşrin delili; yeniden dirilişin ispatı
cismanî : bedenle ilgili
ehemmiyetli : önemli
ekseriyet-i mutlaka : çoğunluk
erkân-ı imaniye : imanın rükünleri, temel esasları
haşr : insanların öldükten sonra âhirette tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanması
haşr-i cismanî : öldükten sonra bedenlerin ve vücutların dirilişi
hususan : bilhassa, özellikle
ihtârât : ihtarlar, hatırlatmalar
ihtiyac-ı hakikî : gerçek ihtiyaç
ihtiyar : irade, istek, tercih
iman-ı bi’l-yevmi’l-âhir : âhiret gününe iman
iman-ı billâh : Allah’a inanmak
izah etmek : açıklamak
kastî : bir işi bilerek yapma
kısm-ı ekseri : büyük bir kısmı
kutub : esas
leyâli-i aşere : on mübarek gece, Arabî aylardan zilhiccenin ilk on gecesi
maatteessüf : üzülerek, ne yazık ki
mânidar : mânâlı, anlamlı
mesâil : meseleler
mevcudat : varlıklar, var edilenler
muannit : inatçı, dikkafalı
mukaddeme-i haşriye : haşrin, yeniden dirilişin başlangıcı
muktedir : gücü yeten, iktidar sahibi
mübarek : bereketli, hayırlı
müstakil : kendi başına, bağımsız
müteyakkız : uyanık, dikkatli, tetikte
risale : küçük çaplı kitap; Risale-i Nur’un her bir bölümü
sâir : diğer, başka
sevk olmak : yöneltmek
sıddık : çok doğru ve sadık
suret : biçim, şekil
sünûhat : kalbe doğan mânâ ve hakikatler
telif : yazma, kaleme alma
temsil : analoji, kıyaslama tarzında benzetme
tevakkuf : durma, duraklama
zahir : açık, gözle görülür
zuhurât : kalbe doğanlar
âdiliyet : adalet sahibi olma
âlâm-ı cismanî : vücutların Cehennemde azab görmesi
âlem-i şehadet : görünen âlem, dünya
Aleyhissalatü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
âyât-ı Kur’âniye : Kur’ân âyetleri
bahis : konu
belâgat : sözün düzgün, kusursuz, yerinde, hâlin ve makamın icabına göre söylenmesi
burhan : güçlü delil
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah
cihet : yön, taraf
elhasıl : özetle
ezcümle : bu cümleden, meselâ, örneğin
hafiziyet : koruyuculuk
hakîmiyet : hikmet sahibi olma
hakkaniyet : doğruluk, gerçekçilik
haşr : insanların öldükten sonra âhirette tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanması
haşr-i cismanî : öldükten sonra bedenlerin ve vücutların dirilişi
hüccet : güçlü, sarsılmaz delil
iman-ı bi’l-yevmi’l-âhir : âhiret gününe iman
iman-ı billâh : Allah’a inanmak
inşaallah : Allah dilerse, izin verirse
inzâl-i kütüb : kitapların indirilmesi
irsal-i rusul : peygamberlerin gönderilmesi
istilzam : gerektirme
izah : açıklama
izahat : izahlar, açıklamalar
kelâm : ifade, söz
kelâmullah : Allah’ın kelâmı, sözü
kudret : güç ve iktidar
Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan : açıklamalarıyla mu’cize olan, benzerini yapmakta akılları âciz bırakan Kur’ân
kutb-u imanî : imanın kutbu, en temel esası
lezâiz : lezzetler
lezâiz-i cismaniye : cisimle ilgili zevk ve lezzetler
mu’cizâne : mu’cizeli bir şekilde
mu’cize : peygamberlerde görünen ve bir benzerini yapma konusunda başkalarını âciz bırakan olağanüstü şey
mukteza : gerek, gereklilik
müsâvi : eşit, denk
rahîmiyet : merhamet edicilik
Resul-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
risalet-i Muhammediye : Hz. Muhammed’in (a.s.m.) peygamberliği
rububiyet : Rablık; herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeylerin verilmesi, onların terbiye edilip idare ve egemenlik altında bulundurulması
Sâni : herşeyi mükemmel ve san’atlı bir şekilde yaratan Allah
sarih : açık
sarîhan : açıklıkla
sıfât-ı kudsiye : kutsal sıfatlar, kusursuz özellikler
şakirt : talebe, öğrenci
tafsilât : ayrıntılar
tasvir : anlatım, ifade etme
tebeî : dolaylı; başka bir şeye tabi olan
vücub-u vücud : Allah’ın varlığının zorunlu oluşu, var olmak için bir sebebe muhtaç olmaması
zahir : açık, gözle görülür
zımnî : gizli, örtülü

Geri

Dipnotlar

Geri

1 : Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah’ın adıyla.
2 : “Hiçbir şey yoktur ki Allah’ı hamd ile tesbih etmesin.” İsrâ Sûresi, 17:44.
3 : Yazdığınız ve bastığınız şeyler adedince Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Geri