Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

Aziz, sıddık, müteyakkız, samimî, müttehid, mübarek kardeşlerim; Ben de sizi tebrik ediyorum ki, şeytan-ı cinnî ve insînin desiselerini akîm bıraktınız. Cenâb-ı Hak sizi bu hizmet-i Nuriyede daima muvaffak eylesin, âmin. Ve sizden ebeden râzı olsun, âmin.

Eskide, bir zaman Barla’da, bütün tarikatların şecere-i külliyesini tanzim ve istinsah etmek için Hâfız Ali ile Hüsrev o vakit o işte bulundular, çalıştılar. Tâ o vakitte bu iki zât, ileride Risale-i Nur’a ehemmiyetli hizmette bulunacaklarını ve başta iki göz gibi, iki bakar bir görür diye kuvvetli bir temenniyle ümit etmiştim. Cenâb-ı Hakka hadsiz şükür olsun ki, o ümidim o zamandan beri tahakkuk etti ve ediyor ve şimdi tam oldu.

Kardeşlerim, sizde vuku bulan küçücük kusurları çok i’zam etmeyiniz. Yalnız ben değil, belki zannediyorum ki, hakikate muttali olan herkes tasdik eder ki, Isparta ve havalisindeki Risale-i Nur şakirtlerinde fevkalâde bir sadakat ve sebat ve uhuvvet ve ihlâs ve kahramanlık var ki, bu acip zamanda binler esbab-ı fesat ve ifsat içinde vahdetlerini ve ittifaklarını ve hizmette ciddiyetlerini muhafaza ediyorlar.

Bu kadar fırtınalı hâdiseler içinde Risale-i Nur’u muattal bırakmadınız, söndürmediniz; belki öyle parlattırdınız ki, bizi de ışıklandırıp gayrete getirdiniz. Ve bilhassa bahar mevsiminde, umumî gaflette ve derd-i maişetin verdiği dehşetli belâ içinde böyle kemâl-i şevk ve gayretle Risale-i Nur’a çalışmak, hakikaten bir inâyet-i İlâhiyedir. Sizleri bütün ruhumuzla tebrik ediyoruz. Ve kalemlerini bizim hesabımıza çalıştırmaya karar veren altı müttehid, kahraman bir ruh, altı ceset ve altı yeni Said yerinde ve yirmi bir kardeşimi, yirmi bir Abdurrahman ve Abdülmecid yerinde kabul ediyorum. Cenâb-ı Hak, o kalemlerin siyah nur olan mürekkeplerini, hadis-i sahihin nassıyla, herbir dirhemini, yüz dirhem şehid kanı kıymetinde yevm-i haşir ve mizanda defter-i hasenatlarına ilâve eylesin. Âmin.

Nakkaş Mehmed ve Âsım’ın vârisi Babacan, hem hayatta, hem Risale-i Nur hizmetinde bulunmaları beni mesrur eyledi.

• • •

( 156 )( 158 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Kastamonu Lâhikası  ( 157 )  

Lügatler

Geri

akîm : neticesiz, sonuçsuz
âmin : “Allah’ım kabul eyle”
aziz : çok değerli, izzetli, saygın
Cenâb-ı Hak : Hakkın tâ kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah
desise : hile, aldatma
ebeden : sonsuza kadar
ehemmiyetli : önemli
fevkalâde : olağanüstü, çok güzel
hadsiz : sonsuz, sınırsız
hakikat : gerçek, doğru
hakikaten : gerçekten
hâlis : içten, katıksız, samimî
haslar : kıymetli ve ileri gelen mühim talebeler
havali : çevre, civar
hizmet-i Nuriye : Risale-i Nur hizmeti
i’zam : büyütme
ihtiyat etme : önlem alma, tedbirli hareket etme
inşaallah : Allah’ın izniyle
istinsah : yazarak çoğaltma
mânen : mânevî yönden
muhabere : haberleşme, konuşma
muttali : bilme, bilgiye ulaşma
muvaffak : başarılı olma, erişme
mübarek : hayırlı
mübareze : karşı koyma, çarpışma
mübtedi’ : ehl-i sünnet yolundan ayrılan
müşavere : danışma, istişare
müteyakkız : uyanık, gözü açık
müttehid : birleşmiş
nazar : bakış, görüş, düşünce
rüfeka : arkadaşlar
rükün : bir topluluğun en önemli üyelerinden her biri
sadakat : bağlılık, sebat
sadık : bağlı, doğru
sebat : kararlılık, sabit olma
sıddık : çok doğru ve bağlı
şakirt : talebe, öğrenci
şecere-i külliye : geniş soy ağacı
şeytân-ı cinnî ve insî : şeytanın gayesine hizmet eden cin ve insanlar
şükür : nimetlere karşı memnunluk gösterme, Allah’a teşekkür etme
tahakkuk : gerçekleşme
tanzim : düzenleme, düzene koyma
tarikat : İlâhî hakikatlere ulaşmak için, şeyhin gözetiminde takip edilen yol
tasdik etme : doğrulama, kabul etme
vuku : gerçekleşme, meydana gelme
acip : hayrette bırakıcı, hayranlık verici
âmin : “Allah’ım kabul eyle”
aziz : çok değerli, izzetli, saygın
bilhassa : özellikle
Cenâb-ı Hak : Hakkın tâ kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah
cihet : yön, taraf
defter-i a’mâl : amellerin kaydedildiği defter
defter-i hasenat : sevap ve iyiliklerin yazıldığı manevî defter
derd-i maişet : geçim derdi, sıkıntısı
dirhem : eskiden kullanılan ve 3 gramlık ağırlığa karşılık gelen bir ölçü birimi
esbab-ı fesat ve ifsat : fesat çıkarıcı ve bozucu sebepler
fevkalâde : olağanüstü, çok güzel
hadîs-i sahîh : güçlü ve sağlam ellerden doğru bir şekilde aktarılıp Peygamber Efendimize dayandırılan söz, fiil veya davranış
hadsiz : sonsuz
hakikaten : gerçekten
hasenat : iyilikler, sevaplar
ihlâs : ibadet ve davranışlarda sadece Allah’ın rızasını gözetme; samimiyet
inâyet-i İlâhiye : Allah’ın inâyeti, yardımı
ittifak : birleşme, birlik
kemâl-i şevk : tam bir şevk ve istek
kesretli : çok
mânen : mânevî yönden
merhum : rahmete kavuşmuş, vefat etmiş
mesrur : sevinçli, mutlu
mizan : ölçü, denge, tartı
muattal bırakma : terk etme
muhafaza : koruma
mübarek : hayırlı
müttehid : birleşmiş
nas : açık ve kesin hüküm
sıddık : çok doğru ve bağlı
suret : biçim, şekil
şükür : nimetlere karşı memnunluk gösterme, Allah’a teşekkür etme
uhuvvet : kardeşlik
umumî : genel, herkese ait
vahdet : birlik
vâris : mirasçı
vazife-i Nuriye : Risale-i Nur’la ilgili hizmet görevi
yevm-i haşir : haşir günü
zayiat : kayıplar

Geri