Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

Birden hatıra gelen bir meseledir.

Her şeyde, her musibette, hususan beşer eliyle gelen zulümlü musibetlerde, Risale-i Kaderde beyan edildiği gibi, iki sebep var.

Biri: Zâhiren esbaba bakan beşerdir.

Diğeri: Kader-i İlâhîdir.

Beşer, zâhirî esbaba bakar; bazan yanlış eder, zulmeder. Fakat kader, başka noktalara bakar, adalet eder. İşte, bugünlerde elîm bir endişeyle Risale-i Nur dairesine temas eden üç mesele, adalet-i kaderiye noktasında mânevî suâle cevaben ihtar edildi.

Birinci suâl: Neden fedakâr, yüksek bir şefkati taşıyan valide, bu zamanda, veledinin malından irsiyet almasından mahrum edildi, kader müsaade eyledi?

Gelen cevap şu: Valideler bu asırda, bir aşılama suretinde şefkatlerini yanlış bir tarzda sarf etmeleridir ki, “Evlâdım şan ü şeref rütbesinde memuriyet kazansın” diye, bütün kuvvetleriyle, evlâtlarını dünyaya, mekteplere sevk ediyorlar. Hattâ, mütedeyyin de olsa, Kur’ânî ilimlerin okunmasından çekip dünyayla bağlarlar. İşte bu şefkatin bu yanlışından, kader bu mahrumiyete mahkûm etti.

İkinci suâl: Risale-i Nur’la münasebettar bazı zâtlara acıdım. “Neden pederinin malından hakkı iki sülüs iken, o haktan kısmen mahrumiyete kader-i İlâhî neden müsaade etti?”

Gelen cevap: Şu asırda, öyle acip bir aşılamakla, ebeveynine hürmet ve peder ve validesinin şefkatlerine mukabil, bilâ kayd ü şart kemâl-i hürmet ve itaat lâzım iken, ekseriyetle o hakikî hürmet ve itaat bozulduğundan, iki sülüs almaktan zulmen mahrum edildiler. Kader, bunların kusuruna binaen müsaade etti. Kızlar ise, gerçi başka cihetlerde kusurları çok, fakat zafiyetlerine binaen himayetkâr ve şefkatkâr ellere ziyade muhtaç bulunduklarından, hürmetlerini peder ve validelerine karşı ihtiyaçlarını hassasiyetle bir cihette ziyadeleştirdiklerinden, beşerin zâlim eliyle, kardeşlerinin kısmen haklarını, muvakkaten onlara vermeye müsaade etti.

Üçüncü suâl: Bazı mütedeyyin zâtların, dünyadâr haremleri yüzlerinden ziyade sıkıntı çekmeleri nedendir? Bu havalide bu nevi hâdiseler çoktur.

Gelen cevap: O mütedeyyin zâtlar, diyanetlerin muktezası böyle serbestiyet-i nisvan zamanında öyle serbest kadınların vasıtasıyla dünyaya girişmeleri hatalarından, o kadınların eliyle tokat yemelerine kader müsaade etti.

Mütebakisi, bir mübarek hanımın şuursuz müdahalesiyle geri kaldı.
• • •

( 168 )( 170 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Kastamonu Lâhikası  ( 169 )  

Lügatler

Geri

acip : hayrette bırakıcı, hayranlık verici
adalet-i kaderiye : kaderle gelen adalet
asır : yüzyıl
beşer : insanlar
beyan : açıklama, izah
bilâ kayd ü şart : kayıtsız şartsız
binaen : -dayanarak
cevaben : cevap olarak
cihet : yön, taraf
ebeveyn : anne-baba
ekseriyetle : çoğunlukla
elîm : acı veren, üzücü
esbab : sebebler
evlât : çocuk
hakikî : asıl, gerçek
himayetkâr : koruyucu
hususan : bilhassa, özellikle
hürmet : saygı
ihtar : ikaz, uyarı
irsiyet : miras
kader-i İlâhî/kader : Allah’ın meydana gelecek hadiseleri olmadan önce takdir etmesi, planlaması
kemâl-i hürmet ve itaat : tam bir saygı ve hürmet
mahrumiyet : yoksun kalma
memuriyet : memurluk
mukabil : karşılık
musibet : belâ, felaket, sıkıntı
muvakkaten : geçici olarak
münasebettar : alâkalı, ilgili
müsaade : yardım, izin
mütedeyyin : dindar
Risale-i Kader : Kader Risalesi; Yirmi Altıncı Söz
suret : biçim, şekil
sülüs : (mirasta) üçte bir
şefkat : acıma, merhamet
şefkatkâr : şefkatli
veled : çocuk, evlad
zafiyet : zayıflık
zahiren : görünürde
zahirî : görünürdeki
zâlim : zulmeden, haksızlık eden
ziyade : çok, fazla
ziyadeleştirmek : artırmak, çoğaltmak

Geri