Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

Denizli mahkemesinin ittifakla verdiği karar suretidir.

Şahitler ifadelerinde, maznunlara atıf ve isnad olunan suçu işledikleri hakkında adem-i mâlumat beyan etmişler; bilhassa Ankara Ağır Ceza Mahkemesinden Emin Büke’nin riyaseti altında ehl-i vukuf intihap olunan Ankara Diyanet İşleri Müşavere Heyeti âzâsından dersiâm ve Profesör Yusuf Ziya Yörükhan ve Ankara Dil-Tarih Fakültesi Şarkiyat Enstitüsü Müdürü Necati Lügal ve Türk Tarih Kurumu ve Türk-İslâm Kitapları Derleme Heyeti âzâsından Yusuf Aykut tarafından tanzim kılınan evrak arasında mevcut raporlarında: Said Nursî’nin yegân yegân tetkik olunan risale ve kitaplarında, halkı, dini ve mukaddesatı âlet ederek devletin emniyetini ihlâle teşvik etmek veya cemiyet kurmak kasdinde olduğunu gösterir bir sarahat, emâre olmadığı...

Mevkuflardan Said Nursî’nin mensuplarına gelince: Onlar, Said Nursî’nin ilmî ve vakıfâne eserlerine, din meselelerini ve Kur’ân hakikatlerini öğreneceğiz diye peşine düşmüşler ve bunlar, hüsn-ü niyet sahibi olup, sırf dinî itikad yönünden Said’e ve okudukları risalelere bağlılık göstermişler. Bu maksatla yaptıkları muhabere mektuplarının münderecatında, hükûmete karşı kötü maksat beslemedikleri ve bir cemiyet veya tarikat kurmak fikriyle hareket etmedikleri anlaşılmış olduğuna mütedair olduğu görülmüş; ve her ne kadar evrak arasında mevcut sorgu hakimliğince Denizli ehl-i vukuf raporunda Said Nursî’nin bazı âsârından istidlâl tarikiyle ve mesnetsiz olarak kendisinin ve mensuplarının hükûmete karşı kötü bir maksat besledikleri beyan olunmakta ise de, evrak-ı tahkikiye münderecatında ve şuhûdun, maznunlara atfen ve isnad olunan ef’âl hakkında adem-i malûmat beyan etmelerine ve Ankara Ağır Ceza Mahkemesince yaptırılan ehl-i vukuf raporu mahiyet ve münderecatına göre şâyân-ı ihticac ve iltifat görülmemiş; ve esasen, maznunların ekseriyet-i âzamîsi okumak, yazmaktan âciz bulunmuş, diğer kısmı da kendilerini ibadet ve tâate vermiş oldukları, binaenaleyh devletin emniyetini ihlâl edecek mâhiyet arz edecek şerait ve evsafı hâiz kimselerden olmadıkları tezahür ve tahakkuk etmiş ve mahkemenin kanaat-ı vicdaniyesi de bu merkezde tecellî ve tahassül etmiş olmakla, müdde-i umumînin tecziyeleri hakkındaki mütalâası, zikir ve tâdâd olunan delâile karşı gayr-ı vârit görüldüğünden, reddiyle, zan altına alındıkları ef’âlden beraatlerine, başka sebeple mevkuf değillerse tahliyelerine müttefikan karar verildi. 15.6.944.
Aza Aza Reis
Ali Rıza
(Rahmetullahi Aleyhi)

Denizli Ağır Ceza Mahkemesi, ittifakla beraatlerine kararlarını hükmüyle imza ediyorlar.
• • •

( 4 )( 6 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Emirdağ Lâhikası - I  ( 5 )  

Lügatler

Geri

ittifak : birleşme, birlik
suret : nüsha, kopya
maznun : zanlı, zan altında olan, sânık
atıf olunan : yönlendirilen
isnad olunan : dayandırılan
adem-i mâlumat : bilgisizlik
beyan etme : açıklama, izah etme
bilhassa : özellikle
riyaset : başkanlık
ehl-i vukuf : bilirkişi
intihap olunan : seçilen
Müşavere Heyeti : Danışma Kurulu
âzâ : üye
dersiâm : herkese ders vermeye yetkili bulunan kimse
Ankara Dil-Tarih Fakültesi Şarkiyat Enstitüsü : Günümüzde Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsüdür
tanzim kılınan : düzenlenen
evrak : sayfalar, yapraklar
mevcut : var olan
yegân yegân : ayrı ayrı, birer birer
tetkik olunan : incelenen, araştırılan
risale : küçük çaplı kitap; Risale-i Nur’un her bir bölümü
mukaddesat : mukaddes olan şeyler, kutsal değerler
ihlâl : bozma
teşvik etmek : şevklendirmek, isteklendirmek
cemiyet : dernek, topluluk
kasd : bilerek, isteyerek
sarahat : açıklık
emâre : alâmet, belirti
mevkuf : tevkif edilmiş, tutuklu
mensup : bağlı
vakıfâne : alanında söz sahibi, ehil olmak
hakikat : asıl, gerçek, doğru
hüsn-ü niyet : iyi, güzel niyet
itikad : inanç
muhabere : haberleşme
münderecat : bir şeyin içine yerleştirilmiş şeyler; bir kitap veya derginin ihtiva ettiği şeyler, içindekiler
maksat : kasıt, gaye
tarikat : İlâhî hakikatlere ulaşmak için şeyhin gözetiminde takip edilen yol
mütedair : dair, ilişik
Denizli ehl-i vukufu : Denizli mahkemesi bilirkişi heyeti
âsâr : eserler, varlıklar
istidlâl tarikî : delil getirme, akıl yürütme yolu
mesnet : dayanak
evrak-ı tahkikî : araştırmaya dayanan belgeler
şuhûd : görenler, şahitler
atfen : atıf olarak, yönlendirerek
ef’âl : fiiller, işler
mahiyet : asıl, esas, nitelik
şâyân-ı ihticac ve iltifat görülmemek : delil ve ilgi göstermeye lâyık bulunmamak
maznun : zan altında olan, sânık
ekseriyet-i âzamî : büyük çoğunluk
âciz : güçsüz
tâat : itaat, emir ve söz dinleme, ibadet etme
binaenaleyh : bundan dolayı
emniyet : güvenlik
ihlâl etme : bozma
mâhiyet : özellik
arz etmek : sunma, gösterme
şerait : şartlar
evsaf : vasıflar, özellikler
hâiz : sahip
tezahür etme : belirme, görünme
tahakkuk etme : gerçekleşme
kanaat-ı vicdaniye : vicdana ait fikirler
tecellî etme : belirme, görünme
tahassül etme : hâsıl olma, meydana gelme
müdde-i umumî : savcı
tecziye : cezalandırma
mütalâa : dikkatle okuma, inceleme
zikir olunan : zikredilen, açıklanan
tâdâd : sayma, sayım
delâil : deliller
gayr-ı vârit : savcının sözde delillerini ve iddialarını doğrulayıcı bir şeyin olmaması
zan altına alınma : şüphelenme
ef'âl : fiiller, işler
beraat : temize çıkma, suçsuz olduğunun anlaşılması
mevkuf : tevkif edilmiş, tutuklu
tahliye : serbest bırakılma
müttefikan : birleşerek, fikir birliğiyle
ittifak : birleşme
aza : üye
Rahmetullahi Aleyhi : Allah ona rahmet eylesin
hasbihal : konuşma, sohbet
makamat : makamlar, konuyla ilgili yerler
ıslah : düzeltme, iyileştirme
tensib : uygun görme
havale etme : bırakma
müddeî : iddia sahibi, davacı
şekvâ : şikâyet
biçare : çaresiz
ziyade : çok, fazla
haps-i münferit : tek başına hapis, hücre hapsi
zafiyet : zayıflık
men edilme : yasaklanma
tecrit : insanlardan soyutlama, ayırma
tarassut : gözetleme
gayretullah : Allah’ın hak dinini koruma sıfatı
vesile : sebep, aracı

Geri