Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

Aziz kardeşlerim; Hazret-i Ali (r.a.) 1وَبِاْلاٰيَةِ الْكُبْرٰى اَمِنِّى مِنَ الْفَجَتِ fıkrasında Âyetü’l-Kübrâ yüzünden şakirtleri bir musibete düşüp ve onun berekâtıyla emniyet ve selâmete çıkacaklarını kerametkârâne haber verdiği gibi, Âyetü’l-Kübrâ risalesi Nurlar içinde yüzer matbu nüshasıyla serbestiyet noktasında daha ziyade mevki alması cihetiyle bu memlekete üç büyük yağmur rahmetine birinci vesile olduğu gibi; ben, dünya halini bilmiyorum, fakat eskiden beri boğazımızı sıkan ve daima bizi istilâ etmeye fırsat bekleyen ve dehşetli kuvvet alan ve taraftarlar bulan ve bizi istinadsız zannıyla fırsat bekleyenin istilâsından ve esaretinden Âyetü’l-Kübrâ ve arkadaşlarının serbestiyeti çok hâdise ve emârelerle, şimdiye kadar Risale-i Nur, sadaka gibi, belâların def’ine bir vesile olduğundan, bu da bu belâya karşı vesiledir denilebilir. Ve İmam-ı Ali Radıyallahu Anhın 2وَاسْمِ عَصَا مُوسٰى بِهِ الظُّلْمَةُ انْجَلَتْ fıkrasında bir vecihte Âyetü’l-Kübrâ risalesi maksut olduğu gibi, Denizli Meyvesinin on bir meselesi “Hüccetü’l-Bâliğa,” on bir hüccetiyle, aynen Asâ-yı Mûsâ’nın on bir mu’cizesine tevafuk edip, bu fıkrada aynen Âyetü’l-Kübrâ risalesi gibi İmam-ı Ali’nin (r.a.) medar-ı nazarı olduğu kalbime ihtar edildi.

Demek Meyve Risalesi, Asâ-yı Mûsâ gibi, çok firavunları susturur, mağlûp eder. Âyetü’l-Kübrâ’yı tab eden kahraman ve mübarek kardeşlerimiz, pek büyük bir hizmet-i Nuriye yapmışlar. Merhum Hafız Ali’nin (r.a.) hizmet-i Nuriyesi bununla da devam ediyor.

• • •

( 24 )( 26 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Emirdağ Lâhikası - I  ( 25 )  

Lügatler

Geri

istinad : dayanak, destek
zan : şüphe, zannetmek, sanmak
istilâ : ele geçirme
esaret : esirlik
Âyetü’l-Kübrâ : en büyük delil anlamına gelen Risale-i Nur’da bir bölüm; Yedinci Şuâ
serbestiyet : serbestlik
hâdise : vakıa, olay
emâre : alâmet, belirti
sadaka : Allah rızası için ihtiyaç sahibi kişilere yapılan yardım
def' : uzaklaştırma
Radıyallahu Anh : “Allah ondan razı olsun”
:
fıkra : kısa yazı, ifade
vecih : yön
maksut : kast edilen
Denizli Meyvesi : On Birinci Şuâ
Hüccetü'l-Bâliğa : Asâ-yı Mûsâ’nın ikinci kısmına verilen ad
hüccet : güçlü delil
mu’cize : bir benzerini yapma noktasında başkalarını âciz bırakan olağanüstü şey (Asâ-yı Mûsâ’daki mu’cizelerin Kur’ân’dan geldiğine işaret edilmektedir.)
tevafuk : denk gelme, uygunluk
medar-ı nazar : bakışları üzerinde toplayan
ihtar edilme : hatırlatılma, ikaz edilme
Meyve Risalesi : On Birinci Şuâ
firavun : eski Mısır krallarının lâkabı; katı yürekli, inatçı ve zalim kimseler için kullanılan bir tabir
mağlûp etme : yenme
tab eden : basan, yayınlayan
hizmet-i Nuriye : Risale-i Nur hizmeti
merhum : rahmete kavuşmuş, vefat etmiş
aziz : çok değerli, izzetli
sıddık : çok doğru ve bağlı
matbu : basılmış
nüsha : kopya
ihtar : hatırlatma, ikaz
âhir : son
haşiye : dipnot, açıklayıcı not
suret : biçim, şekil; kopya
münasip : uygun
ıslah : düzeltme, iyileştirme
tashih : düzeltme
kat'î : kesin
kanaati gelme : razı olma, inanma
muarız : karşı gelen, muhalif
nazara alma : dikkate alma
zaif : zayıf
medar-ı mes'uliyet : sorumluluk sebebi
beraat : temize çıkma, suçsuz olduğunun anlaşılması

Geri

Dipnotlar

Geri

1 : Ey Mevlâm! Âyetü’l-Kübrâ hürmetine, beni tüm sıkıntılardan kurtar.
2 : Asâ-yı Mûsa ismi ki, mânevî karanlıklar onunla dağılır.

Geri