Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

Aziz, sıddık kardeşlerim ve benim hakkımda bu gurbette samimî akrabalarım Osman, Mehmed, Hasan efendiler; Sizin hâlisane bana ve Risale-i Nur’a karşı hiç unutulmayacak hizmetinize bir mükâfat-ı âcile olarak Hasan Feyzi ve sair talebelerin, Çalışkan hanedanına karşı fevkalâde teveccühleri ve umum memlekette sizin şerefinizi neşretmeleri ve ehl-i hakikati size dost yapmakları cihetiyle, benden ziyade Risale-i Nur ve şakirtlerini himaye ve muhafaza etmek ve ehl-i siyasetin ve beni zehirleyen düşmanlarımın desiselerinden kurtarmak için gayet derecede bir ihtiyat, tam bir sadakat ve benim yerimde tam bir dikkatle mükellefsiniz. Yoksa az bir hatâ, yalnız bana değil, belki binler mâsum şakirtlere ve şimdi parlayan şerefinize dokunacak. Benim vaziyetim ve verilen sıkıntılar altı vecihle kanunsuz olmasından, ileride mes’uliyetten kurtarmak için insafsız ve kanunsuz beni tâzip edenler, kendilerine bir bahane, bir vesile arıyorlar. Pek çok dikkatli olmanız lâzımdır.

• • •

( 88 )( 90 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Emirdağ Lâhikası - I  ( 89 )  

Lügatler

Geri

aziz : çok değerli, izzetli
sıddık : çok doğru ve bağlı
hâlisane : samimî, içten bir şekilde
mükâfat-ı âcile : âcil, peşin mükâfat ve sonuç
sair : başka
teveccüh : ilgi, yönelme
umum : bütün
neşretme : yayma, duyurma
ehl-i hakikat : doğru ve hak yolda olan kimseler
cihetiyle : yönüyle
şakirt : talebe, öğrenci
himaye : koruma
ehl-i siyaset : siyasetle uğraşanlar, politikacılar, idareciler
desise : hile, aldatma
sadakat : bağlılık, sebat
mükellef : yükümlü
mâsum : günahsız, suçsuz
vecih : şekil, tarz
tâzip : azap verme, işkence etme
vesile : aracı
hasbihal : konuşmak, görüşmek
istida : resmî makamlara bir işin yapılmasını istemek maksadıyla yazılan yazı, dilekçe
Vekil : Milletvekili, Bakan
makamat : makamlar, resmi daireler
münafık : iki yüzlü, inanmadığı halde inanmış görünen
garaz : gaye, hedef, istek
meşveret : işlerin istişâre (danışıp görüşme) yoluyla halledilmesi; meclis
ihtiyat : önlem alma, tedbirli hareket etme
velveleye vermek : gereksiz yere telâşâ ve heyecana düşürmek
saniyen : ikinci olarak
biraderzâde : kardeş oğlu
elhak : doğrusu
mânidar : mânâlı, anlamlı
tevafuk : denk gelme, uygunluk
Sabri : (bk. bilgiler – Sabri Arseven)
fıkra : bölüm, ifade

Geri