Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

Aziz, sıddık, sarsılmaz, usanmaz, çekinmez, çekilmez kardeşlerim; Evvelâ: Bu yaz, derd-i maişet cihetiyle ve bu şuhur-u selâse, ibadet haysiyetiyle bir derece Nurların kitabetine fütur verebilir diyenlere beyan ederiz ki: Bilâkis, yazmaya şevk verir ve vermek gerektir. Çünkü Nurun hizmeti, hem maişet, hem rahat-ı kalbe bereketleriyle yardım ettiği gibi, ibadet-i tefekkürî nev’inden olması cihetiyle, mübarek ayların sevaplarına büyük yardımı olur.

Saniyen: Nur’un bir şakirdi bana dedi ki: “Geçen sene daha Nurlar bize teslim olmadan ve hususî bir iade neticesinde burada rahmet dahi hususî bir derece tezahürüyle demiştin ki: ‘Ne vakit tam serbestiyetle Nur’lar okunsa ve yazılsa ve bize iade edilse, yağmurla, rahmet tam olacak’ haber vermiştin. Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Mûsâ her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikâr-ı Mu’cizat yazılmasına şevkle başlanması, bu emsalsiz rahmete bir vesile olduğuna katî kanaatım geliyor” dedi.

• • •

( 109 )( 111 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Emirdağ Lâhikası - I  ( 110 )  

Lügatler

Geri

aziz : çok değerli, izzetli, saygın
sıddık : çok doğru ve bağlı
derd-i maişet : geçim derdi
şuhur-u selâse : üç aylar
haysiyetiyle : münasebetiyle
kitabet : yazım
fütur : usanç, gevşeklik
beyan : açıklama, izah
bilâkis : aksine, tersine
maişet : geçim, yaşayış
rahat-ı kalb : kalb rahatlığı, kalbin huzurlu ve tasasız oluşu
bereket : bolluk
ibadet-i tefekkürî : tefekkür ibadeti
nev’ : çeşit, tür
saniyen : ikinci olarak
şakirt : talebe, öğrenci
hususî : özel
rahmet : İlâhî şefkat, merhamet ve ihsan
tezahür : görünme, belirme
serbestiyet : serbestlik
hakikaten : gerçekten
emsalsiz : benzersiz
katî : şüphesiz, tereddütsüz, kesin
kanaat : emin olmak; tatmin olmak
bahadır : kahraman, cesur, yiğit
birader : kardeş
mevki : konum
acip : acayip, tuhaf
celb : getirme
fütuhat-ı Nuriye : Risale-i Nur’un zaferleri; Risale-i Nur’un kalpleri fethetmesi
mukaddeme : başlangıç
tab’ : baskı, basma
neşredilme : yayınlama
sıhhatli : yanlışsız ve eksiksiz
münasip : uygun
havale etmek : göndermek, bırakmak
saniyen : ikinci olarak
hâlis : içten, katıksız, samimî

Geri