Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

Aziz, sıddık kardeşlerim; Evvelâ: Isparta’nın acip yangınında musibetzedelerin elemlerine ben cidden iştirak ediyorum. Çünkü müteaddit vecihle ben Ispartalı olduğum gibi, o mübarek şehir, taşıyla, toprağıyla nazarımda çok ehemmiyeti var; ve Nurların Câmiü’l-Ezheri ve Medresetü’z-Zehrasının merkezi hükmündedir.

Benim tarafımdan o musibetzedelere deyiniz ki: “Nass-ı hadisle, böyle musibetlerde, ehl-i imanın zâyi olan malları tam sadaka hükmündedir. Hususan bu zamanda, yüz sadaka kadar o fâni malları, bâki ve daha çok ebedî mallara inkılâp ederler. Onun için, sabır içinde bir cihette şükretmek gerektir. İnşaallah, dünyada dahi o keffâretü’z-zünub olan zayiatın yerine Erhamürrâhimîn ihsan eder. Geçmiş olsun, başınız sağ olsun, fâidesiz merak etmeyiniz” deyiniz.

Saniyen: Bu çeşit kazaların bir sebebi: Beşerin çirkin bir hatâsı bulunmasından, bu Ramazan-ı Şerifin hürmetini ve kıymetini muhafaza etmek ve Nurları himaye etmeye, her yerden ziyade Nurların menbaı ve medresesi olan Isparta borçludur ve vazifesidir. Ve sefahetlere karşı şeair-i İslâmiyeyi muhafaza etmekle mükelleftir.

• • •

( 122 )( 124 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Emirdağ Lâhikası - I  ( 123 )  

Lügatler

Geri

izale etmek : gidermek, ortadan kaldırmak
mesrur eylemek : mutlu etmek
kesretli : çok sayıda
neşir : yayılma
muhafaza etme : koruma
Evrad-ı Bahaiye : Risale-i Nur’un genelinde Evrâd-ı Kudsiye adıyla zikredilir
âhir : en son
ihtitam-ı Bahaiye : Şâh-ı Nakşibend Hazretlerinin devamlı okuduğu virdin son bölümü
hâtime : son bölüm
kudsî : mukaddes, kutsal
keşfen : mânevî alanlarda keşifler yaparak
müşahede etmek : görmek
tahsinkârâne : iyilik ve güzelliğini överek
Bahaiye virdi : Risale-i Nur’un genelinde Evrâd-ı Kudsiye adıyla zikredilir
intişar : yayılma, yayma
muavenet : yardım
ilhak eylemek : eklemek, ilâve etmek
aziz : çok değerli, izzetli
sıddık : çok doğru ve sadık
acip : acayip, şaşırtıcı
elem : sıkıntı, üzüntü
musibetzede : belâya, sıkıntıya düşmüş olan kimse
iştirak etmek : ortak olma, katılma
müteaddit : bir çok, çeşitli
vecih : şekil, tarz
nazar : bakış, görüş, düşünce
nass-ı hadis : hadisin hükmü
musibet : belâ, dert, felâket
ehl-i iman : Allah’a inananlar, mü’minler
zâyi : elden çıkan, kaybolan
sadaka : Allah rızası için ihtiyaç sahibi kişilere yapılan yardım
hususan : bilhassa, özellikle

Geri