Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

Re’fet ameliyat oldu mu? Ne haldedir? Merak ediyorum. Ona çok dua edildi. Savalı kahraman Ahmed’in kerimesi Hatice’nin yazdığı Asâ-yı Mûsâ Mecmuasını kahraman Tahirî, İstanbul’da birisine emaneten bırakmış. O nüsha hanımları Nurculuğa teşvik ettiği için zayi olmasın. Muattal kalmışsa, lüzum kalmamışsa bana gönderilsin.

Ramazanınızı, leyle-i Kadrinizi, hem bayramınızı tebrik ederim. Kastamonu’da iken nasıl hergün dualarımda ve mânevî kazançlarımda Nurun has şakirtlerinden Âsiye, Ulviye, Lütfiye’ler, Zehra’lar, Şerife’ler, Hâcer’ler, Necmiye’ler, Nimet’ler, Aliye’ler hissedar olmak için mânen yanımda bulunuyordular; aynen şimdi de öyledirler.

Ben sizleri unutmuyorum. Hattâ bugünlerde birden Ulviye, Lütfiye’yi merak ettim. İkinci gün, ikisinin de mektuplarını, hediyelerini aldım; bunların sadakatlerine bir emare oldu. Eskiden beri âdetim hediyeleri kabul etmemekle beraber, sizin cübbe ve yeleğinizi bu geceki Leyle-i Kadirde giyip Âsiye ile beraber Kastamonu’daki bütün Nur şakirtleri namına kabul ettim. Fakat kaideme muhalif olmamak için, ona mukabil, Emin’de bulunan risalelerimden Lütfiye, Ulviye istediklerini alsınlar; veyahut benim hesabıma Mehmed Feyzi ve arkadaşları onların beğendiklerini yazsınlar.

Benim yanıma çok defa gelen bu hemşirelerimin mâsum evlâtları, Nur şakirtlerinden mâsumlar dairesinde dahildirler ve çok defa hatırlıyorum.

• • •

( 124 )( 126 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Emirdağ Lâhikası - I  ( 125 )  

Lügatler

Geri

teşvik etmek : şevklendirmek, isteklendirmek
zayi olmak : kaybolmak
muattal kalmak : ihtiyaç giderilip boşa çıkmak, artık ihtiyaç kalmayıp kullanılmaz olmak
has : özel, Nur talebelerinin önde gelenleri
şakirt : talebe, öğrenci
Lütfiye : İsmail Fakazlı’nın eşi
hissedar : pay sahibi
mânen : mânevî yönden
sadakat : bağlılık, sebat
emare : belirti, gizli işaret
Nur şakirtleri : Risale-i Nur talebeleri
kaide : kural, prensip, düstur
muhalif : aykırı, zıt
mukabil : karşılık
hemşire : kız kardeş
hadsiz : sınırsız
şükür : Allah’a karşı minnet duyma, teşekkür etme
hamd ü senâ : şükür ve övgü
kudsî : mukaddes, kutsal, yüce
izale etmek : gidermek, ortadan kaldırmak
elhamdü lillâh : Allah’a hamd olsun
medh : övgü
mazhar olan : erişen, nail olan
takiben : takip ederek
acip : acayip, şaşırtıcı
suret : biçim
kanaat : fikir
mesrur : mutlu
vaziyet : durum, hâl
ifşa etmek : duyurmak, yaymak

Geri