Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

Makineyle çıkan mecmuaların başında yazılacak fıkra şudur: Risale-i Nur’un bütün eczalarını iki sene hem Ankara, hem Denizli mahkemeleri ve ehl-i vukufu tetkikten sonra hem beraatimiz, hem umum Risale-i Nur eczalarını bana teslime müttefikan karar vermelerine binaen, neşirlerine bir mâni yoktur. Bana verilen Risale-i Nur’dan birisi, bu mecmuanın eczalarıdır.

Isparta’da hem mekteplerde, hem camilerde din lehindeki icraatlar, Zülfikar’ın mânevî fütuhatı sayılabilir. İnşaallah, Isparta nasıl Nurların medresesi olmuş, başka vilâyetlere de ders veriyor; inşaallah şeâir-i İslâmiyede de birinci hüsn-ü misal ve nümune-i imtisal olacak. HAŞİYE

• • •

( 142 )( 144 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Emirdağ Lâhikası - I  ( 143 )  

Lügatler

Geri

tefekkürî : varlıklar üzerinde Allah’ı tanımayı sonuç verecek şekilde düşünmekle ilgili
sürur : mutluluk, sevinç
maişet : geçim, yaşayış
suhûlet : kolaylık
muvaffakiyet : başarı
fazilet : mânevî değer ve üstünlük
has : özel
hissedar : pay sahibi
sadakat : bağlılık, doğruluk
âyât-ı Kur’âniye : Kur’ân âyetleri
şakirt : talebe, öğrenci
şirket-i mâneviye : mânevî şirket, ortaklık
umum : bütün; genel, herkes
hasenat : sevaplar, iyilikler
melâike : melekler
mazhar : erişme, kavuşma
haşiye : dipnot, açıklayıcı not
ehl-i keşf : mânevî âlemlerde iman hakikatlerini gözleme yeteneğine sahip insanlar
kat’î : kesin
müşahede : görme, gözlemleme
talebe-i ulûm-u diniye : yüksek dinî ilimleri okuyan talebe
âlem-i berzah : öldükten sonra ruhların kıyamete kadar kalacakları mânevî âlem, kabir âlemi
tâli : talih, baht, kısmet
muvaffak olmak : başarmak
Meyve : Meyve Risalesi; On Birinci Şua
bahis : konu
şühedâ : şehitler, Allah yolunda ölenler
mecmua : kitap; belli bir konuda yazılan yazıların ir araya toplanmasından oluşan kitapçık
fıkra : belli bir düşünceyi anlatmak üzere kaleme alınan yazı; makâle
ecza : parçalar, bölümler
ehl-i vukuf : bilirkişi
tetkik : inceleme, araştırma
beraat : temize çıkma, suçsuz olduğunun anlaşılması
müttefikan : birleşerek, fikir birliğiyle
binaen : dayanarak, dolayı
neşir : yayma, yayılma

Geri

Dipnotlar

Geri

HAŞİYE : Ehl-i siyasete hiç bakmadığım halde, bugün tesadüfen kulağıma girdi ki, bazı camileri kaldırmak için bir mecliste, bir kısım dinsiz mebuslar çalışmışlar. Aynı vakitte beni tesmim (zehirlendirmesi) ve Hasan Feyzi’nin ölüm hastalığı tesadüfe benzemiyor. Bu üç suikast aynı zamanda birbiriyle alâkadar görünüyor. İkisi şimdilik akîm kaldı, birisi bir kahramanı aldı.

Geri