Ana Sayfa

Risale.mobi

Külliyat'da Ara

Bu şâşaalı baharın HAŞİYE çiçeklerini temâşâ etmek için arabayla bir iki saat geziyorum. Hiç hayatımda görmediğim bir tarzda bütün çiçekli otlar, âdetin fevkinde bir tarzda büyümüş, çiçekler açmış, tebessümkârâne tesbihat edip, lisan-ı hal ile Sâni-i Zülcelâllerinin san’atını takdir edip alkışlıyorlar gibi hakkalyakîn hissettiğimden, hayat-ı dünyeviyeye müştak hissiyatım ve gafil ve tahammülsüz nefsim bu halden istifade ederek, dünyadan nefret ve hastalıklı ve sıkıntılı hayattan usanmak ve berzaha gitmeye ve oradaki yüzde doksan dostlarını görmeye iştiyak cihetinde karar veren kalbime ve fânide bâki zevk arayan nefsime itiraz geldi.

Birden hissiyata da, damarlara da sirayet eden iman nuru o îtiraza karşı gösterdi ki: Madem toprak bu kadar cemal ve rahmet ve hayat ve zînetlere maddî cihetinde mazhar olmasından hadsiz bir rahmetin perdesidir ve içine giren hiçbir şey başı boş kalmıyor. Elbette bütün bu zahirî ve maddî ziynetlerin ve güzelliklerin ve hüsün ve cemal ve rahmet ve hayatın mânevî merkezlerinin ve bir kısım tezgâhlarının faal bir nev’i, toprak perdesinin altında ve arkasındadır. Elbette bu himayetli annemiz olan toprak altına girmek ve kucağına sığınmak ve o hakikî ve daimî ve mânevî çiçekleri seyretmek, daha ziyade sevilir ve iştiyaka lâyıktır, diye o kör hissiyatın ve dünyaperest nefsin itirazını tamamıyla izale ve def etti. 1اَلْحَمْدُ ِللهِ عَلٰى نُورِ اْلاِيمَانِ مِنْ كُلِّ وَجْهٍ dünyaperest nefsime de dedirtti.

Said Nursî

• • •

( 178 )( 180 )
Lügatler Dipnotlar Tüm Kitaplar Emirdağ Lâhikası - I  ( 179 )  

Lügatler

Geri

âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki ebedî hayat
aziz : çok değerli, izzetli
bâki : devamlı, kalıcı, ölümsüz
berzah : öldükten sonra ruhların gittiği, dünya ile âhiret arasındaki âlem
cemâl : güzellik
def etme : uzaklaştırma
dünyaperest : dünyaya aşırı derecede düşkün olan
dünyevî : dünyaya ait
ebedî : sonu olmayan sonsuz
faal : hareketli
fâni : gelip geçici, ölümlü
hadsiz : sonsuz
hâfız : Kur’ân’ı ezberlemiş
hakikî : asıl, gerçek
hayır : sevap
himayet : koruma
hissiyat : duygular, hisler
hüsün : güzellik
istifade etmek : faydalanmak, yararlanmak
iştiyak : arzu, istek
izale etme : giderme
maişet : geçim
mâsum : günahsız, temiz, saf; çocuk
mazhar olma : sahip olma, yansıma yeri
nefis : bir kimsenin kendisi; insanı daima kötülüğe, geçici zevk ve isteklere sevk eden duygu
nev' : çeşit, tür
rahmet : merhamet, ihsan, bağış, ikram
saadet : mutluluk
sirayet eden : bulaşan, yayılan
temin etmek : sağlamak
yeni harf : Latif harfi
zahirî : açık, görünürde
zînet : süs
ziynet : süs

Geri

Dipnotlar

Geri

HAŞİYE : Bu senenin emsalsiz bir rahmetli yağmuru ve ordunun başından şapkanın kısmen kalkması ve Kur’ân mekteplerinin resmen açılması ve Zülfikar, Asâ-yı Mûsâ’nın iman kurtarmak için tesirli bir surette intişar etmesi, bunun gibi çok rahmetli neticeleri vermesine delildir. Umum kardeşlerimize binler selâm ve dua ediyoruz.
1 : İman nurunun her vechesi için Allah’a hamd olsun.

Geri